BAHAMA MİLLETLER TOPLULUĞU

27 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Genel Kültür

DEVLETİN ADI: Bahama Milletler Topluluğu
BAŞKENTİ: Nassau
NÜFUSU: 261.000 (l991)
YÜZÖLÇÜMÜ: 13.878 km2
RESMİ DİLİ: İngilizce
DİNİ: Baptist, Anglikan ve Katolik
PARA BİRİMİ : BAHAMA DOLARI
ULUSLARARASI Telefon KODU : +1-242
İNTERNET alan ADI : .bs

Atlas Okyanusunda, Amerika kıtasının Florida Yarımadasının 80 km güneydoğu istikametinde, Küba’nın 1000 km kuzeyinde yer alan 700′den ziyade ada ve küçük adacıklardan ve 2000 civarında mercan kayalıklardan müteşekkil adalar topluluğu. Toplam yüzölçümü 13.878 kilometrekareyi bulan bu adacıkların ancak yüzde 30′u insanların yerleşmesine müsaittir.

BAHAMALAR TARİHİ
Bahama Adalarının bilinen en eski tarihi Kristof Coloumb’a dayanmaktadır. Amerika kıtasını keşfi sırasında Kristof Coloumb’un karaya ilk çıktığı yer kendisinin San Salvador adını verdiği, şimdiki ismi Watling olan adadır. Yerli halk, değişik bir kıtadan gelen Coloumb’a, yakın alaka gösterip yardım ettiler. Avrupa memleketlerinin bilhassa İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz gibi denizci ülkelerin sömürgecilik zihniyeti Bahama Adalarına felaket getirdi. Yeni Dünyaya yerleşmeye başlayan sömürgeciler, her yerde yaptıkları gibi burada da yerli halkı esir edip, çeşitli yerlerde çalıştırmak için adalardan çıkardılar. 1508 yılından sonra İspanyollar, 40 bin yerlinin tamamını Haiti ve Dominik’teki madenlerde esir olarak çalıştırmaya götürdüler. 1630 yıllarından sonra İngilizlerin hakimiyeti altina giren Bahama adalari, uzun yillar korsanların ve kanun kaçaklarının barınağı halindeydi. Adalar yüzyıllarca İngilizlerin esareti altında kaldıktan sonra nihayet 10 Haziran 1967′de zencilerin hükumet kurması ile yarı bağımsız hale geldi. 1973 senesinde tam olarak bağımsızlığını ilan eden Bahama adaları, yine de İngiliz Milletler Topluluğunun bir üyesidir.

BAHAMALAR’IN FİZİKİ YAPISI
Umumi görünüş itibariyle düz bir yapıya sahip olan Bahama Adalarının ortalama yüksekliği 45 metredir. En yüksek yeri 120 m yüksekliğe sahib olan Cat Island (Kedi Adası)daki Advernia’dır. Adalar topluluğundaki en büyük olanı Andros Adasıdır ki, yüzölçümü 3760 kilometrekaredir. Adalarin jeolojik teşekkülü mercan kayalıkları şeklindedir. Topluluğun önemli adaları; başşehri Nassau’nun da bulunduğu New Providence, Büyük Abaco, Büyük Bahama, Küçük Abaco, Eleuthera, Biminiler, Watling ve Mayaguana’dır.

Akarsuları çok azdır. Devamlı akan en önemli nehri Andros Adasındadır. En büyük golu de İngua Adası üzerinde bulunur. topragi kırmızı renkli olup, adalari çevreleyen denizler sığ ve sahiller yumuşak, kumlu tabii plajlardır.

BAHAMALAR’DA İKLİM
Yengeç dönencesinde bulunan adalar topluluğunda yarı tropik bir iklim hüküm sürer. Atlas Okyanusundaki gulf stream sicak su akıntısı iklime tesir etmektedir. Senelik sicaklik ortalaması 24 oC olup, kışın ortalama 20 oC, yazın ise 30 oC civarındadır. Yağışlar daima yağmur şeklinde olup, ilkbahar ve sonbahar, yağmurların en bol olduğu mevsimlerdir.Yıllık yağış miktarı 1200 mm kadardır.

Tabii Kaynakları
Bahama Adaları tabii kaynaklar bakımından zengin değildir. Bitki örtüsü bakımından iklimi sebebiyle yeteri derecede zenginliğe sahiptir. Yaklaşık 200 civarında olan kuş türünden başka yabani hayvanlara rastlanmaz. Az bir miktarda petrol çıkmakta olup, başka tabii kaynakları bulunmamaktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfusunun % 85′ini zenciler, % 15′ini ise beyazlar teşkil eder.Yerli halk esir edilip götürüldüğü için halkın tamamı sonradan gelip yerleşmiştir. 14 yaşına kadar eğitim ve öğretim mecburidir. Bu sebepten okuma yazma oranı % 95 gibi yüksek bir rakama ulaşmıştır.Halkın büyük bir kısmı tarım için sınırlı olan arazilerde çiftçilik, hayvancılık ve balıkçılıkla uğraşmaktadır.Turizmin gelişmesiyle bu alandaki çalışanların sayısı da gittikçe artmaktadır. Ortaçağlardan beri İngiltere’nin hakimiyeti altında kaldığı için, halk üzerinde İngiliz kültürü hakimdir. Konuşulan lisan da İngilizcedir. Nüfusu en kalabalık ada, başşehrinin bulunduğu New Providence’dir.

Siyasi Hayat
1973′te bağımsızlığına kavuşan ve İngiliz Milletler Topluluğuna bağlı olan Bahama Adalarında yönetim sistemi parlamenter sistemdir. Adalar 38 kişilik meclis ve 16 kişilik senato tarafından idare edilir. Parlamentoda çoğunluğu sağlayan siyasi partinin baskani başbakan olur.

Ekonomi
Ekonomisi esas itibariyle turizme dayanır. ABD’nin buraya yatırım yapması, bunun için Bahama’nın vergi indirimi vs. gibi kolaylıklarda bulunması, turizm endüstrisinin gelişmesine sebeb olmuştur.Turizm için gerekli bütün tesislerin olması nüfusun iki katı kadar turistin her sene ülkeye gelmesini sağlamaktadır. Milli gelirin % 70′i tek başına turizmden karşılanır. Tarım, hayvancılık ve balıkçılık ülke ihtiyacını karşılayacak miktardadır. Ekonomisi beyaz nüfusun elindedir. Sanayi olarak petrol kuyuları, dokuma, Kagit, ilaç fabrikaları vardır. Ticaret ve endüstrinin en yoğun olduğu bölge, başşehri Nassau ve bulunduğu adadır.

Perovskit

27 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Kategorilenmemiş

Perovskit, gezegenimizin toplam kütlesinin yarısını oluşturduğu tahmin ediliyor. Perovskit; magnezyum  silikon ve oksijenden  oluşan bir mineraldir. Perovskit, gezegenimizin toplam kütlesinin yarısını oluşturuyor.

Dünya’nın katmanlarından manto, büyük ölçüde bu maddeden oluşur; ya da bilimciler öyle tahmin etmektedirler: Şu ana kadar hiç kimse bu bölgeden bir numune alıp bu tahmini kanıtlamamıştır.

Perovskitler, adını 1839′da Rus mineralog Count Lev Perovski’de alan  bir mineral ailesidir. Perovskitler, süper iletkenlik (normal sıcaklıklarda direnç olmadan elekrigi iletebilen bir madde) araştırmalarında aranan şey olduklarını kanıtlayabilir.

Bu, “yüzen” trenleri ve hayal edilemeyecek hızdaki bilgisayarları gerçek kılabilir. Şu anda süper iletkenler sadece çok düşük sıcaklıklarda (şu ana kadar kaydedilen en yüksek sicaklik-135°C) çalışıyor; bu da bunların kullanışsız olmasına neden oluyor.

Mantonun, perovskitin yanı sıra magnezyum-vustitten (göktaşlarında da bulunan bir tür magnezyum  oksit) ve az miktarda şistovitten (bu maddenin adı, Moskova Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi olan ve laboratuarında 1959′da silikon oksidin yüksek basinc  altındaki yeni bir biçimini oluş-turan Lev Shistov’dan gelmektedir) oluştuğu düşünülmektedir.

Manto, yerkabuğu ile  çekirdek arasında bulunur Genel olarak mantonun katı olduğu varsayılır, ama bazı bilimciler bunun çok yavaş hareket eden bir sivi  olduğunu düşünür. Bütün bunları nereden biliyoruz? Volkanlardan püsküren kayalar bile yer yüzeyinin altındaki ilk 200 km’den gelir ve alt manto 660. km’de başlar. Sismik dalgaların titreşimlerini aşağıya doğru gönderip bunların karşılaştıkları direnci ölçerek, Dünya’nın iç kesiminin hem yoğunluğu hem de sicakligi  tahmin edilebiliyor. Bu tahminler daha sonra, yerkabuğundan ve göktaşlarından örneklerine sahip olduğumuz minerallerin  yapısı hakkında ve bu minerallere yoğun isi  ve yüksek basınç altında ne olduğu konusunda bildiğimiz şeylerle karşılaştırılabiliyor. Ama bilimdeki birçok şey gibi, bu da aslında bilgiye dayalı bir tahminden başka bir şey değil.

KIBRIS MESELESİ

27 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler

MEGALİ İDEA
Megali İdea, kelime anlamı ile “Büyük İdeal, büyük fikir” demektir. Bu fikre ve ilkeye göre, 1453′de Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen İstanbul tekrar ele geçirilecek, Yunanistan, Girit, Rodos, Kıbrıs, Anadolu ve ta Büyük İskender’in uzandığı İskenderiye’ye kadar olan topraklar işgal edilerek, bir Helen İmparatorluğu olarak kabul edilen büyük Bizans İmparatorluğu kurulacaktır.Bu imparatorluğun başkenti ise eski Bizans’da olduğu gibi hala “Konstantinopolis” diye andıkları İstanbul olacaktır.Megali İdea fikri ilk kez Rigas Ferreros adlı bir Rum tarafından gündeme getirilmiştir.Rigas Ferreros, bu amaçla ilk Megali İdea haritasını 1791-1796 yillari arasında Bükreş’te hazırladı ve 1796 yilinda Viyana’da yayınladı. Megali İdea’nın yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması görevini Rum Ortodoks kilisesi ve Ortodoks mezhebinin merkezi olan İstanbul’daki Patrikhane üstlenmiştir.Kilisenin bu amaçlarını ve eylemlerini gerçekleştirmek için Osmanli imparatorlugu nun kendisine tanıdığı geniş hoşgörüden yararlandığı inkar edilemez bir gerçektir.

Örneğin 1754 yılında Padişahın yayınladığı bir fermanla, Başpiskopos, adanın ikinci politik ve nüfuzlu kişisi olma hakkını kazanmıştı.

Bu tarihten itibaren Başpiskopos’a “Ulusal Lider” anlamına gelen “ETNARH” denemeye başlanmıştı.
Megali İdea çerçevesinde 1821 yılında Mora isyanı patlak vermiş ve Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Megali İdea haritası içinde yer alan topraklarin ele geçirilmesi için faaliyete başlanmıştır.

Nitekim daha sonra Girit, Rodos, 12 adalar ve diğer Ege adalar ele geçirilmiş, Anadolu’ya asker çıkarılmıştır. Ne var ki Anadolu’da ataturk önderliğindeki Türk Halkı, Kıbrıs’ta ise Anavatan Türkiye desteğindeki Kıbrıs Türk Halkı tarafından, hedeflerine ulaşmaları engellenmiştir.Önemle vurgulanmalıdır ki, Yunanistan ve Kilise bu çabalarında başta İngiltere ve Çarlık Rusya’sı olmak üzere her zaman Batılı ülkeler tarafından desteklenmiştir.

ENOSİS
Enosis, Megali İdea hedefi çerçevesinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını, ilhak edilmesini ifade etmektedir.

Kelime anlamı ile ” İLHAK ” demek olan Enosis (yani adanın Yunanistan’a bağlanması) ilk Megali İdea haritasının çizildiği 1791 yılından beri gündemde olan bir konudur.Bir anlamda Kıbrıs sorununun da bu tarihten itibaren varolduğu söylenebilir.

Yunanistan’ın Kıbrıs’ı talep etmesi ise 30 Aralık 1918 yılında gerçekleşti.18 Ekim 1828 tarihinde İngiltere, Rusya ve Fransa’ya bir nota veren Yunanistan, RESMEN İLK KEZ Enosis fikrini ortaya atmış ve adanın kendisine bağlanmasını istemiştir.

l.Dünya savaşından sonra Paris’te toplanan Barış Konferansı’na Yunanistan’ın toprak isteklerini sunan Yunan Başbakanı Venizelos, aralarında Kıbrıs’ın da bulunduğu şu

bölgeleri talep ediyordu
Batı Anadolu(İzmir;Bursa,Çanakkale, İzmit ve civarları) Pontus (Trabzon, Sivas, Kastomonu ve civarları) Kuzey Epir (Güney Arnavutluk) Kıbrıs,Rodos,Meis, Girit, Bozcaada ve İmroz

Batı ve Doğu Trakya Kıbıs’ta Yunan kilisesi, Patrikhane ve Yunan Hükümeti tarafından desteklenen Enosis hareketi, bu idealin yillar boyunca kilise ve okullarda genç beyinlere aşılanması sonucu Kıbrıs’ın başına büyük felaketlerin gelmesine neden oldu.Bu ideali gerçekleştirmek için 1821 yılından itibaren birçok kez Türk halkına saldırılar düzenledi. Enosis önünde bir engel olarak gördükleri Türk halkını ortadan kaldırmak için 1895′de, 1912′de, 1955-74 döneminde Türk halkına saldırılar ve katliamlar uygulandı.
Enosis fikrinin 1918′lerde Rum çocuklarına nasıl aşılandığını bir Rum yazar olan Tenekides şöyle açıklıyor:
Rum okulları Helen düşüncesini yaymak amacı ile kullanılıyordu.

Rum öğretmenler, çiçeklerle çerçevelenmiş Yunanistan’la birleşmelerini temsil eden armağanları Vali’nin kasabaları ziyareti sırasında verirken, mızraklı bir alay gibi sıraya sokulan öğrenciler, önceden öğretilmiş olan “Yaşasın Enosis” çığlıkları atıyordu “(Tenekides-Chypre. Menter Şahinler. Türkiye’nin 1974 Kıbrıs siyaseti sayfa 111.197- İstanbul).Enosis politikasının yakın hedefi bugün için Rum egemenliğinde tüm Kıbrıs’ta hakim olacak bir Rum cumhuriyeti kurulması, bu Rum devletinin AB’a tam üye yapılarak Yunanistan’la dolaylı Enosis’in gerçekleştirilmesi ve Türk halkının azınlık statüsüne düşürülmesidir

Diş beyazlatma için en uygun mevsim

26 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Saglik

Düğün, yaz partileri ve birçok davetin düzenlendiği yaz mevsiminde dış görünüşümüze çok daha fazla özen gösteririz. Cildimiz, saçlarımız kadar yüzümüzün aynası olan dişlerimiz bu dönemde daha bakımlı olsun isteriz…

Diş Hekimi Dr. Özkan Çankaya, yaz aylarında özel günlerin artması ile birlikte diş beyazlatma yönteminin oldukça tercih edildiğini vurguluyor ve yöntemin ayrıntıları ile ilgili bilgiler veriyor.

Yaz aylarının trendi Bleaching yöntemi…

Çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş dişleri beyazlatmak veya kişiye özel diş rengini birkaç ton açmak için kullanılan Bleaching iki farklı yöntem ile gerçekleşebiliyor. Son yıllarda gelişen teknikler ile son derece kısa ve zahmetsiz uygulamalar sayesinde pırıl pırıl dişler sizi davetlerde fark edilir kılıyor.

Dilerseniz evde dilerseniz klinik ortamda beyazlatma gerçekleşebiliyor…

Kısa sürede, son derece etkili sonuçlar alınabilecek bir uygulama olan Power Bleaching, klinik ortamda sadece 1 saatte gerçekleştirilebiliyor. Beyazlatıcı jel ve ışıktan oluşan yöntem ile diş rengi hızlı ve güvenilir bir şekilde yaklaşık 6 – 8 ton açılabiliyor.

İkinci yöntem olan “Home Bleaching” de ise ağızdan alınan basit bir ölçü ile kişiye özel plastik ağızlıklar hazırlanıyor. Bu ağızlıklar ev ortamında belli bir süre takılıyor. 7- 10 gün arasında bir sürede yaklaşık 6 – 7 ton renk beyazlama sağlanıyor. Dr. Özkan Çankaya maliyeti daha düşük bir uygulama olduğu için bu yöntemin daha fazla tercih edildiğini vurguluyor.

Power Bleaching hakkında bilinmesi gerekenler…

İşlem hemen herkese kolay ve zahmetsizce uygulanabiliyor. İşlem sonrası hassasiyet minimum seviyededir.
Uygulamada dişler ve diş etleri zarar görmez.
Elde edilen renk uzun süre korunur. Ancak ağız bakımı ve alışkanlıklara bağlı olarak 6 – 12 ay arasında doktor kontrolü gerekebilir.
Yaklaşık bir saatlik işlem sonrası dişler 6 – 8 ton açılır.

Home Bleaching hakkında bilinmesi gerekenler…

Ev tipi beyazlatma işlemi yaklaşık 10 gün sürer,
Diğer beyazlatma yöntemine göre daha ucuzdur,
Tedavi sürecinde kahve, kola, çay, kırmızı şarap gibi renkli içecekler kullanılmamalı, uygulama sonrasında ise minimum düzeyde tüketilmelidir,
Uygulama süresince sigara kullanılmamalıdır

Patron ve Çocuk

26 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Komedi

Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir.

Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi “Alo” der.

Patron sorar “Baban evde mi?”

Çocuk fısıldayarak cevap verir “Evet”

Patron sorar “Onunla konuşabilirmiyim?”

Çocuk fısıldayarak cevap verir “Hayır”

Patron şaşırarak “Peki annen evde mi?”

Çocuk fısıldayarak “Evet”

Patron , “Peki onunla konuşabilirmiyim?”

Çocuk yine fısıldayarak “Hayır”

Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar,

“Orada başka kimse var mı?”

“Evet” der çocuk fısıldayarak , “Bir polis memuru var”

Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar

“Memur beyle konuşabilir miyim?”

“Hayır” der ufaklık, “Şu anda meşgul”

İyice meraklanan patron: “Neyle meşgul?”

Çocuk fısıldayarak cevaplar: ” Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor”

Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar “Bu ses de ne? Diye sorar.

“Bir helikopter” der çocuk, hala fısıldayarak.

Panikleyen patron: “Neler oluyor orada” diye sorar

Çocuk hala fısıldayarak: “Arama kurtarma timi geldi”

Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: “İyide neyi arıyorlar”

Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir “Beniiiii”

İşte dünyada yaşanan, dünyanın en ilginç olayları…

26 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Ilginc Seyler

- 1985′de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri çok ilginç bir biçimde boğuldu.

- 1975′de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü. Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak, kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti. (Trajikomik ve İlginç Ötesi)

- 1983′de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini  tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu. (Polislere ne sanki Gülümseme)

- Belçika’da yaşayan Türk işadamı Uğur C., Ferrari’sine LPG taktırmak isteyince 145 bin Euro’luk otomobili şirket tarafından elinden alındı.

- Konya’nın Karapınar İlçesi’ndeki bir bekçi köpeği, sahibi Emin Çenesiz’in cep telefonunu yuttu. Olay, köpeğin karnından telefon melodisi gelince anlaşıldı. Talihsiz telefon küçük ebatlarda olması nedeniyle dışkı yoluyla dışarı atıldı.

- Hindistan’ın Assam eyaletinde, pirinç birası içip sarhoş olan 12 fil, 3 kişiyi ezerek öldürdü, 2 kişiyi de yaraladı. Resmi rakamlara göre, Assam eyaletinde son 5 yılda filler en az 150 kişiyi ezerek öldürdü.

- Belçika’da La Derniere Heure gazetesinin bir çalışanına ait ‘Nokia 3410′ marka cep telefonu, konuşma sırasında infilak etti. Gazeteci, kulağından hafif yaralandı.

- ABD’nin en çok satan gazetesi USA Today’in 5 defa Pulitzer ödülüne aday gösterilen muhabiri Jack Kelley’in, yıllarca izlediğini ileri sürdüğü uluslararası olaylarla ilgili yalan haberler yazdığı ortaya çıktı.

- Endonezya Devlet Başkanı Megawati Sukarnaputri, destekçilerine, “Partiye verilecek oyları artırmak için daha çok sevgili edinin” çağrısında bulundu. Seçim kampanyası nedeniyle Semarang kentinde bulunan Sukarnaputri, “Bir kız arkadaşınız varsa, daha fazlasını bulun. Gelecek seçimler için hepsini partimize üye yapalım” dedi.

- Çinli genç futbolcuların, Real Madridli David Beckham ve Roberto Carlos’a özenerek saçlarını uzatmaları ve ‘tuhaf şekiller’ vermeleri Çin Futbol Federasyonu tarafından yasaklandı.

- Gaziantepli öğretmen Naci Yengin, yazdığı dördüncü hikaye kitabının tanıtımını kitap arası çiğ köfte ile yaptı. Türkiye’de kitap okuma alışkanlığının olmadığından şikayet eden Yengin, kitabının imza gününü köfteci dükkanında yapmak zorunda kaldı.   

- Jake Fen isimli Macar adam, esini korkutmak için kendini asmis pozu verdi… Eve gelen es kocasini o halde gorünce bayildi..Kapiyi açik gören komsu kadin içeri girince iki cesetle karsilastigini sanip evi soydu.Topladiklari ile çikarken Jake kadina bir tekme atti. Cesedin canlandigini sanan kadin korkudan öldü..Jake beraat etti..

- New York’ta 5′inci caddede bir adama araç hafifçe çarpti. Adama birsey olmamisti.. Soförle konustu ve kalkacakken olayi gören biri yanina gelerek,kalkmazsa sigortadan para alabilecegini soyleyince yeniden aracin önüne yatti. Araç sürücüsü ise adamin gittigini düsünerek gaza basti ve adam öldü…

- Bayan Carson Amerika’nin New York kentinde yasiyordu.. Birgün eglenmek için cenaze isleri yapan bir sirketle anlasti. Sirket eve telefon etti ve bayan Carson’un kalp krizi geçirip öldügünü söyledi . Aile hemen kostu. Bu sirada tabutun içinde yatan bayan Carson birden dogruluverdi. Ama kizi o anda kalp krizi geçirip öldü…

- Washington’da bir suçlu hapishaneden kaçtı.Birkaç gün sonra kız arkadaşıyla yemeğe gitti.Ama uzun süre geri dönmeyince kız arkadaşı merak ederek polise haber verdi.Polisler adını duyunca kim olduğunu anladılar ve yakaladılar.

- Michigan lonia’da sarhoş bir hırsız,iki hizmetçi kızdan nakit para istedi,kızlar parayı vermeyi reddedince adam polis çağıracağını söylerek onları korkutmaya çalıştı.Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı.

- Pennsylvania Radnor’da bir şüpheliyi sorguya çeken polis,şüphelinin kafasına metal bir süzgeç yerleştirmiş ve tellerle fotokopi makinasına bağlamıştı.Polisin Fotokopi makinasında şüphelinin yalanlarının yazdığını söylemesi inanan şüpheli suçunu itiraf etti.

- Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriylepek iyi geçinemiyorlardı. Roberto’nun sık sık kendisiyle dalga geçmesinedayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bubasit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto’nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.

- Komboçya’da 2 asker, patlamamış mayınla futbol oynamaya kalkınca hayatlarını kaybetti. Olayı ilginç kılan bir başka nokta, parçalanarak can veren 2 askerin, Kamboçya ordusunun “en iyi mayın uzmanları” arasında yer almasıydı.

- ABD’nin Alabama eyaletinde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencerenin kenarına oturarak, tükürüğünü, büyük bir tencere şeklindeki sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan asker, dengesini kaybedip 11. kattan düştü.

- New Hempshere eyaletinde 10 yaşında bir çocuk, kolasını çiviyle açmaya çalışırken hayatını kaybetti. Kolanın içindeki gaz basıncıyla fırlayan çivi, çocuğun boğazına saplandı ve çocuk yaşamını yitirdi.

- Amerikalı bir genç, bunalıma girerek 10. kattan aşağıya atladı. Aynı binanın 9. katında, gencin, birbirleriyle sürekli kavga eden anne ve babası oturuyordu. 8.katta ise intihar eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ vardı. Gencin intihara kalkıştığı sırada, 9. katta anne ve babası yine kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeğinin tetiğine bastı. Anne kendini yere atarak hayatını kurtardı, ancak tüfekten çıkan saçmalar, o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti.

- Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı… Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi… Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler…

- Gillette (Jilet) şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek satın aldı.Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini
söyleyerek onları çöpe attılar. Gillette yetkilileri, mutsuz müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark ettiler.

- Chevrolet, yeni model arabası için “Nova” ismini buldu ama sonra  arabayı Latin Amerika’da satamayacakları anlaşıldı… Çünkü “Nova”,  İspanyolca’da “gitmez” anlamına geliyordu.

- 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules  Noel’in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı. Çünkü atışı
izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını
izlemek için arkalarını dönmüşlerdi…

- 1840′da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde Washington’da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra ilginç bir şekilde öldü.

- Meksika’daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı.

- 1971′de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim  adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın
hortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici yine ilginç bir biçimde hayatını kaybetmiş oldu.

- Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı.

- Romollo Ribaldo issizdi. Pisa kentinde oturan 42 yasindaki bu Italyan birgün, tabanca ile intihar etmeye hazirlandi. Esi onu engellemek icin dil döktü.. Sonunda Romolo aglamaya basladi ve intihardan vazgeçip silahini yere firlatti. Ates alan tabancadan çikan mermi esine isabet etti ve esi öldü…

- Kansas Wichita’daki polis,havaalanı otelinde 22 yaşında bir adamı sahte 16 dolarlık iki banknotu kullanmaya çalışırken yakaladı.

- Güney Afrika Johannesbur’da iki adam birbirlerinin kafası üzerine koydukları bira kutularına ateş ederlerken birisi arkadaşının yüzüne ateş etti.Adam ağır yaralandı.

- Bir şirket,çalışanlarının iş başında güvenli gözlük kullanmalarını teşvik etmek için özel bir film izletti.Kanlı iş kazalarını gösteren film o kadar canlıydı ki 25 kişi odadan kaçtı.13 işçi bayıldı ve işçilerden biri sandalyeden ilginc bir durumda düşerek kafasını yardı.

Bu Hayatta İlginçlikler Bitmez…

Sebzeyle gelen sağlık

26 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Kadin, Saglik

Akdeniz Diyeti yaz için en uygun diyettir. Bu mutfakta lezzet ile sağlık, mutfak kültürü ile dengeli beslenme doğal olarak birleşmiştir.Sebze, Akdeniz yemeklerinin önemli bir kısmını oluşturur, yıl boyu her mevsimde bol olan sebze sıkça yenilir. Yemek hazırlanırken mümkün olduğunca yiyeceğin doğallığını bozmadan pişirmeye özen gösterilir. Yemeklerde ağız tadı önemli olduğu kadar, görünüşüne de çok önem verilir ve göze hitap etmesi için doğal garnitürlerle (yeşil veya siyah zeytin, yeşil sebzeler, kuru üzüm kullanılır) süslenir.

Tüm dünyada yağı az (özellikle doymuş yağı), posası fazla, tuz oranı düşük olan tipik Akdeniz mutfağı sağlıklı beslenme olarak önerilmektedir.
Bu beslenme şekli kırmızı ete az yer verir; balık, tahıl sebze meyve ve lif ağırlıklıdır, zeytin ve zeytinyağı en önemli besindir; süt, yoğurt ve peynir protein kaynağı olarak balıkla birlikte yer alır.

Bu beslenme tipi kalp damar hastalıkları ve kansere karşı koruyuculukla uzun ve kaliteli bir yaşamın temel anahtarıdır.
Hastalıklardan da koruyor

Sebze ağırlıklı beslenen vejetaryenlerle, vejetaryen olmayanların karşılaştırıldığı bir araştırmada, total kolesterol, trigliserit, düşük dansiteli lipoprotein (LDL) vejetaryenlerde daha düşük bulunmuştur. Bu da vejetaryenlerin doymuş yağı az olan diyetle ve kolesterolü düşük besinlerle beslenmelerine bağlanmıştır.

Sebze tüketiminin fazla olmasıyla diyet posası ve vitamin mineral düzeyinin artması kişileri kanser (özellikle kolon kanseri), diabetus mellitus gibi birçok hastalığa karşıda korumaktadır.

2. gün Akdeniz Diyeti

SABAH

1 dilim tam çavdar ekmeği
50 gram lor peyniri
1 tatlı kaşığı zeytinyağı, kekik, pul biber, taze fesleğen domates, yeşilbiber, maydanoz şekersiz açık çay

Ara öğün
1 dilim karpuz

öğlen
1 kase mercimek salatası
1 dilim az yağlı beyaz peynir
1 dilim tam çavdar ekmeği

Ara öğün
1 dilim peynir
2 kepekli grissini
5 yeşil zeytin

AKŞAM

6 çorba kaşığı zeytinyağlı kabak yemeği
3 çorba kaşığı bulgur pilavı cacık veya ayran

Ara öğün
1 şeftali
10 fındık
GÜNÜN TARİFİ:

Mercimek salatası

Mercimeği bir gün önceden ıslatın ve ertesi gün haşlayıp soğutun, dilediğiniz tüm yeşillikler, taze veya kurutulmuş domates, kuru nane, kekikle geniş kapta salata hazırlayın. 6 çorba kaşığı haşlanmış mercimek, 2 tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin.

Kısa günün kârı Mercimek, içerdiği lifler sebebiyle tok tutar ve bitkisel protein kaynağıdır, hayvansal protein olan peynir ile daha dengeli bir öğün geçirmiş olacaksınız, afiyet olsun.

DİYETİ UYGULARKEN

Gün boyunca 4-5 fincan açık ve şekersiz siyah çay, daha fazla miktarda şekersiz bitki çayı ile en fazla 2 fincan kahve içilebilir.

Su tüketimi kadınlar için günlük en az 8 -10 bardak, erkekler için ise en az 10-12 bardak olmalıdır. Gerekli durumlarda alkol tüketimi kadın için haftada 2-3 kadeh erkek için 4-5 kadeh ile sınırlandırılmalı ve şarap tercih edilmelidir.

Salatalara 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile 5 adet zeytin değişebilir.

Sebze yemeklerinde 1 kg için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanılmalıdır, yasak sebze yoktur tüm sebzeler tüketilebilir (patates ekmek yerine geçer sebze olarak düşünülmemelidir). Gün içinde istenildiği kadar salatalık, domates, marul yaprağı yenilebilir.

Taşyürek, Yeni Kitabı ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ni Okurlarına Tanıttı

26 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Haberler

Taşyürek, Yeni Kitabı ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ni Okurlarına Tanıttı

Haber: Taşyürek, Yeni Kitabı 'Erzurum Bir İpekyolu Şehri'ni Okurlarına Tanıttı

 

Tarihçi Yazar Muzaffer Taşyürek, Erzurum Kongresi’nin 90′ıncı Yıl Dönümü Dolayısı ile Kaleme Aldığı ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ Kitabını Okurlarına Tanıttı.

 

 

 

Tarihçi Yazar Muzaffer Taşyürek, Erzurum Kongresi’nin 90′ıncı yıl dönümü dolayısı ile kaleme aldığı ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ kitabını okurlarına tanıttı.

Tarihçi yazar ve öğretmen Muzaffer Taşyürek, Erzurum Kongresi’nin 90′ıncı yılı dolayısı ile ele aldığı ve makalelerinden oluşan kitabını, Üniversite Kitabevi’nde okurlarına tanıttı. Erzurum‘un tarihi ile kültürel yönlerini bir Erzurumlu olarak kaleme almak istediğini dile getiren Taşyürek, Erzurum‘un serhat, sınır şehri olarak bilindiğini fakat İpekyolu şehri olarak pek dile getirilmediğini belirtti.

 

Tarihte Erzurum‘un çok önemli yeri olduğunu vurgulayan Taşyürek, birçok padişahın, sultanın Erzurum‘dan geçtiğini ve burada hatıralarını yazdığını söyledi. Fakat bu hatıraların tercüme edilmediğini belirten Taşyürek, Erzurumla ilgili en kapsamlı eserin İbrahim Hakkı Konyalı’nın olduğunu belirtti. Eserinde geçmişi aydınlatma, tarihe ışık tutma adına bir şeyler yapmak istediğini söyleyen Taşyürek, gönlünde yatan ve asıl üzerinde çalıştığı eserin bu olmadığının altını çizdi.

Erzurum Kongresi ile ilgili o dönemi anlatan bir roman üzerinde çalıştığına dikkat çeken Taşyürek, romanının, Erzurum‘un yakın tarihini dile getiren biraz daha detaylı olacağını ifade etti. ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ adlı eserinde Erzurum‘un değişik dönemlerdeki evrelerine yer verdiğini ifade eden Taşyürek, kitabında Dadaşlık kavramı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Erzurum, edebiyatçıların gözünde Erzurum, milli mücadele dönemi ve hatıralarda Erzurum konularını ele aldığını sözlerine ekledi.

Katılımcıların sorularını yanıtlayan Taşyürek, daha sonra okurları için kitaplarını imzaladı.

Bir arkadaştan gelen mail!

25 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Komedi

Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:

“Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.

Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?

- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah…

- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?

Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt’takilere şu sekilde yazacaktım:

“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”

1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.” Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..

Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:

“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”,
“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”,
“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”

1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!… 738, 918..

2,5 paket Samsun’u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!

Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte “Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim”e başladım..

Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.

209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:

“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.”
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.”
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.”

Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

“Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken..”

“Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim..”

“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”

“Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim..”

“Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi’ye tebrikli günler dilerim..”

“Sizin de eşinizin de Niyazi’nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim..”

“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”

“Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi’ye başarılar diler aynı zamanda ederim..”

“Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi’nin gözlerinden öperim..”

“Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken..”

“Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra”

“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”

“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”

“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: “Aferin” dedi.

“Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!” Bizde HEMEN POSTALADIK!..

3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

***

Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi’yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı? :) )))

Selametle kalınız.

Aziz NESİN

25 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Kategorilenmemiş, Siir

Aziz Nesin

Aziz Nesin, 1915′de İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesi’nde okuduktan sonra 1935′te Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1937′de Harp Okulu’nu, 1939′da Askeri Fen Okulu’nu bitirdi. 1944′te üsteğmen rütbesindeyken ordudan çıkarıldı. Yedigün, Karagöz, Tan gazete ve dergilerinde çalıştı. 1946′da Markopaşa adlı gülmece dergisi büyük ilgi topladı. Sık sık kapatılan derginin yayımını Merhumpaşa, Malumpaşa gibi adlarla 1950′ye kadar sürdürdü. Bir süre kitapçılık ve fotoğrafçılık yaptı.1954′te yeniden yazarlığa döndü, çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı. 1962′de Zübük adlı gülmece dergisini yayımladı.

1972′de yapıtlarının gelirini kimsesiz ve yoksul çocukları yetiştirmek amacıyla kurduğu Nesin Vakfı’na bağışladı.79-89 arasında Türkiye Yazarlar Sendikası’nın başkanlığını yürüttü. Edebiyata şiir ve öyküyle başlayan Nesin, daha sonra gülmece türüne yöneldi. Geleneksel gülmeceye çağdaş bir boyut kazandıran gülmece öyküleri ve romanlarında gerçekçi bir bakış açısıyla Türkiye’nin toplumsal yapısını yansıtmaya çalıştı. Yalın, sürükleyici anlatımı, geniş halk kitlelerince benimsendi.

Aziz Nesin oyunlar da yazdı. Biraz Gelir misiniz? Bi Şey Yap, Met, Çiçu oyunlarından bazılarıdır. İt Kuyruğu, Fil Hamdi, Kazan Töreni gibi öykü kitaplarının yanısıra, Zübük, Şimdiki Çocuklar Harika, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz gibi romanları sayılabilir. Ülkemizde yapıtlarıyla Karacan Armağanı (1969), Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü (1970), Madaralı Roman Ödülü (1979) alan Nesin’in yapıtları birçok yabancı dile çevrildi. Yurtdışında da Altın Palmiye(İtalya), Altın Kirpi(Bulgaristan), Krokodil (SSCB), Lotus (Asya_Afrika Yazarlar Birliği), Hitar Petar(Bulgaristan) ödüllerini aldı. Aziz Nesin 1995 yılında aramızdan ayrıldı.

ŞİİRLERİNDEN BİR KAÇI

67.Yaş

Benim doğduğum gün
Günler uzamaya başlar
Öyle bir öleceğim ki
Geceler uzamaya başlayacak

Acılı Gecenin Bitiminde

Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık

« Önceki YazılarSonraki yazılar »