tacsohbet.com da tarig ask siir video ask haber ne ararsaniz bulabilceginiz kaliteli bir blog

Tacsohbet.com Guncel sohbet et blogu

Tacsohbet.com en guncel konularin olustugu super mekan

MySpace Satılık.

Yazan: admin Tarih: May 8th, 2011 | Kategori:: Genel, Haberler, Teknoloji

2005 yılında 580 milyon dolar ödenen şirketin bugün satışa çıkarıldığı meblağ ise 100 milyon dolar.

Bir zamanlar fırtınalar estiren MySpace, sahibi News Corp. tarafından zararına satışa çıkarıldı. Sabık sosyal ağın muhtemel alıcıları arasnıda daha önce de Vevo ve Bebo’yı satın alan Criterion Capital Partners da bulunuyor. Wall Street Journal’in iddiasına göre News Corp.’a teklif veren altı şirket var ve satış ile ilgili sürecin önümüzdeki hafta start alması bekleniyor. MySpace’in talipleri arasında bir Çinli şirketin bulunduğu iddiası da gazetede yer aldı. Süreci yakından izleyen kaynaklardan alınan bilgiye göre pazarlıkların sonuçlanmasının ardından MySpace’in yeni sahibinin Haziran ayında belli olması bekleniyor. MySpace’in son açıklanan mali verilere göre News Corp’a kaybettirdiği para 156 milyon dolar idi.


Megan Fox’un güzellik sırrı.

Yazan: admin Tarih: May 7th, 2011 | Kategori:: Magazin, kadin bakim

Megan Fox, sade, doğal güzellikten yana. Çok makyajı sevmiyor. Cildine nasıl bakıyor dersiniz?

Sabahları bunu yapıyor

Her zaman makyaj yapılmadan önce yüzünü çok iyi temizlemeye özen gösteriyor. Sonrasında nemlendirici, güneş kremi kullanıyor. Sağlıklı besleniyor, vitamin alıyor. Mecbur kalmadıkça makyaj yapmıyor. Film ve fotoğraf çekimlerinin dışında makyajsız oluyor.

Davetlere giderken nasıl hazırlanıyor?

Ten rengiyle bütünlük sağlamak için açık fondöten ve yanaklara renk vermek için allık uyguluyor. Ruju allığıyla aynı tonda oluyor. Giorgio Armani’nin ‘Eyes to Kill’ maskarasını kullanıyor. Bazen göz farlarını da uyguluor. kırmızı dudak ve sade göz makyajı vazgeçilmezi.


Cindy Crawford’un güzellik sırları.

Yazan: admin Tarih: May 6th, 2011 | Kategori:: Magazin, kadin bakim

Cindy Crawford zamana karşı güzelliğini korumasındaki en önemli faktörün uyku olduğunu söylüyor. “Düzensiz bir uyku ciltteki kırışıklıkların en büyük nedenidir!” diyen Crawford’un güzellik sırlarına göz atalım..

Süt ve Su

Genç kalmak için yüzünü süt ve su karışımıyla yıkıyor. Bu işlem haftada iki kez uygulandığı takdirde bile farkını gösteriyor. Aynı zamanda bol bol su içtiğini söyleyelim.

Domates Maskesi

Bir çorba kaşığı taze domates suyu ile bir çorba kaşığı kili karıştırıp yüzüne sürüyor ve kuruyuncaya kadar bekleyip, ılık suyla yıkıyor. Bu yöntem, cildinin canlanmasını sağlıyor.

Patatesten Vazgeçmiyor

Crawford, yaşlanmanın en büyük belirtisi olan gözaltı torbalarına karşı, gözaltına çiğ patates dilimleri yerleştirip yaklaşık yarım saat bekletiyor.

Düzenli Besleniyor

Günde üç öğün yiyen ünlü manken, sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat önce bir çorba kaşığı sirke içiyor. Crawford, sirke içildikten sonra yemek yenmesi gerektiğini söylüyor.

Cildine Özen Gösteriyor

Gün içinde güneş ışınlarından korunmak için SPF içerikli bir nemlendirici kullanıyor.


Neden kıskanıyoruz?

Yazan: admin Tarih: May 5th, 2011 | Kategori:: Ask

Aşkın bir göstergesi olduğuna inanılan kıskançlık, uzmanlara göre kişinin sevilmeye aşırı ihtiyaç duyması, güvensizlik ve yetersizlik duygusuyla baş edememesinden kaynaklanıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer, kıskançlığın insanın doğasında mı olduğu yoksa sonradan öğrenilen sosyokültürel bir kavram mı olduğunun hala tartışıldığını belirtti. Sezer, sosyokültürel yaklaşıma göre kıskançlığın sosyal ve kültürel bir olgu olduğunu ifade ederek, “Kişi yaşadıkça, içinde bulunduğu toplumun yarattığı ilişki kurallarına göre kıskanmayı öğrenir. Kendi anne ve babasının ilişkisi o kişinin karşı cinsle ilişkisinde bir model olacaktır. Onların sevgi, saygı, sadakat, kıskançlık tanımlarını öğrenen çocuk, büyüdüğünde kendi ilişkisinde bu tanımlara uygun davranacaktır. Cinsiyet farklılıkları da kadın ve erkek için kıskançlık yaratan durumları ve uygun tepkileri tanımlayan sosyal kurallardan etkilenir” dedi.

KISKANÇLIK AŞKIN GÖSTERGESİ Mİ?

Kıskançlığın aşkın bir göstergesi olmadığını ifade eden Sezer, şunları söyledi:
“Aşk, aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Olağan sevmeden, kişinin duygularını yönetmede zorluk yaşaması durumuyla ayrıştırılabilir. Özellikle ilişkilerin başında yaşanan bu duygu zamanla, ilişki olgunlaştıkça yerini daha kontrol edilebilir ve kalıcı duygular olan sevgi, güven ve sadakate bırakır. İnsanın sahip olduğu bu değerli şeyi kaybetmekten endişe duyması beklenen bir durumdur. Bu sebeple birbirini gerçekten seven iki insanın arasında bir miktar kıskançlık olması doğaldır, fakat sahiplenme duygusunun aşkla alakası yoktur. Kıskanç kişiler sevilmeye aşırı ihtiyaç duyar. Yaşadıkları güvensizlik ve yetersizlik duygusuyla baş edemedikleri için ilişkide bulundukları insanın sevgisini kimseyle paylaşmak istemezler.”

KISKANÇLIĞIN İÇİNDEKİ DUYGULAR

Kıskançlığın içerisinde özgüven eksikliği ve yetersizlik duygularını barındırdığını söyleyen Sezer, özgüven zayıfladığı zaman kişinin kendini yetersiz, değersiz hissetmeye başladığını, sahip olduğu sevgiyi hak etmediğini ve kaybedeceğini düşündüğünü ifade etti. Sezer, “Bu endişe de kıskançlık duygusuna ve onunla baş etmek için gösterilen sağlıksız davranışlara sebep olur. Oysa sadakat tehditle değil, sevgiyle sağlanır. Kıskançlık sonucu sergilenen takip etme, baskı altında tutma, öfke, şüphecilik gibi tutumlar karşı tarafı daha da uzaklaştırır” diye konuştu.

Sadakatin kıskançlığı etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Sezer, eşlerin birbirlerini aldatmasının ilişkiyi derinden etkilediğini söyledi. Descartes’in “Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur” sözünü hatırlatan Sezer, kıskançlığa öfke, değersizlik, çaresizlik, yetersizlik, yalnızlık gibi duyguların eşlik ettiğini dile getirdi.

Kadın ve erkek arasında kıskaçlık derecesi bakımından bir fark aramanın anlamlı olmadığını ancak kıskançlığın her iki cinste tepkileri farklılaştırdığına da değinen Sezer, “Kadınlar yapıcı davranıp, alttan alarak, kendi hak ve isteklerinden vazgeçerken, erkekler ise tehdit ve kaba kuvvetle kıskançlıklarıyla baş etmeye çalışıyor” dedi.


Virüs sonunda pillere de girdi.

Yazan: admin Tarih: May 3rd, 2011 | Kategori:: Haberler, Teknoloji

Virüsler SONUNDA bildiğimiz amacın dışına çıkarak pillere de girdi.

Virüs sonunda pillere de girdi

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü(MIT) güneş pillerinin çalışmasına virüsleri katarak yepyeni daha ucuz ve daha etkili bir teknik geliştirdi.

Bildik güneş pillerinin hepsinde enerjiyi toplayan bir katman bulunmaktadır. Günümüzdeki çoğu pilde bu katman ince bir film ya da silikon maddeden oluşmaktadır. Bu küçük bilgiden sonra pillerin dışına çıkalım, nanotıpta ve madde mühendisliğindeki karbon nanotüplere geçelim. Altıgen bir yapıda olan bu karbon nanotüpler çok güçlü ve bazı durumlarda oldukça geçirgen. Bu özelliklerinden dolayı geçmişte de nanotüpler sanayide kullanılmaya çalışılmış ancak doğrudan yapılan müdahalelerin hiçbiri başarılı olamamıştı.

M13 İSİMLİ VİRÜS

MIT araştırmacıların yaptığı araştırmanın sonucunda karbon nanotüplerin hedefini bulabilmesi için bir yardımcıya ihtiyaç duydukları ortaya çıktı. M13 adıyla bilinen bir virüs tüplerin iletkenliğini, hem kümelenmenin hem de yarı iletken tüplerin sayısını azaltarak, arttırdı. Araştırmacılar oluşturdukları bu yeni katmanı TiO2(Titanyumdioksit) içeren güneş pillerinde denemeye karar verdi. Nanotüp katmanı eklendikten sonra etkinliği yüzde 8 ila 10.6 arasında arttırdı. Ayrıca virüs – nanotüp karışımının pilin ağırlığında yalnızca yüzde 1′lik bir etki yaptığını da söyleyelim.


Her gün 30 dakika yürüyün.

Yazan: admin Tarih: May 2nd, 2011 | Kategori:: Saglik

Yaz mevsimini karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde, sürekli değişen hava koşulları, insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Havaların ısınmasıyla birçok kişide halsizlik, isteksizlik, eklem ağrıları, uyku isteği, yorgunluk gibi şikâyetlerin görüldüğünü belirten Kardiyoloji Uzmanı Doktor Erkan Avcı, bol bol meyve yiyip, spor yapmayı öneriyor.

Yaza girişte yaşanan olumsuzlukların aşılmasında B vitaminleri ve antioksidan vitaminlerden zengin sebze ve meyveler vücuda yararlı olduğunu söyleyen Kardiyolog Uzman Doktor Erkan Avcı, “Dünya Sağlık Örgütü günde 5 porsiyon sebze veya meyve tüketilmesini önermektedir. Düzenli uyku, yeterli ve dengeli beslenme bağışıklık sisteminin güçlü olması için gereklidir. Bunun için de çiğ veya pişmiş olarak bol sebze ve meyve tüketilmesi (sebze yemekleri, salatalar, taze sıkılmış meyve suları) önemlidir. Özellikle antioksidan vitaminler olan A ve C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesi metabolizmamızın güçlenmesi, hastalıklara karşı direncin arttırılmasında etkilidir” dedi.

DÜZENLİ SPOR KALBİNİZİN DOSTU

Sporun düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından yararlı etkileri olduğu kaydeden Dr. Erkan Avcı, “Kilo kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması, diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi, kan lipidlerini olumlu olarak etkilemesi kalp-damar sağlığı açısından yararlı etkilerdir. Yani düzenli egzersiz sizi kalp hastalıkları ve kalp krizi, yüksek kan basıncı, kötü kolesterol yüksekliği ve iyi kolesterolün düşüklüğü, kilo fazlalığı ve şişmanlık, şeker hastalığı gibi hastalıklardan korur” diye konuştu.

HER GÜN MÜMKÜNSE YARIM SAAT YÜRÜYÜN

Bahar aylarında spor yapmanın yaza zinde girmek için önemli olduğunun altını çizen Dr Avcı; “Havaların ısınmasıyla birlikte fiziksel aktivite olanakları da artmaktadır. Her gün düzenli olarak yapılan 30 dakikalık bir yürüyüş, vücut ağırlığının dengelenmesine, kemik sağlığının korunması ve geliştirilmesine yardımcı olur. Bu da yaz aylarında zinde kalmak için büyük bir avantajdır” dedi.


Saçınızı kuruturken hacim verin.

Yazan: admin Tarih: May 1st, 2011 | Kategori:: kadin bakim

Güzel görünmenizi sağlayan, makyajınız ve giysilerinizle bir bütün halinde duran hoş ve dolgun saçları yaratmak elinizde!

KURUTMA ŞEKLİNİZ ÖNEMLİ

Ancak bunun için doğru bir kurutma şekli nasıl yapılır bilmeniz gerekiyor. Saç uzmanlarına göre saçların dolgun ve hacimli görünmesi öncelikle kurutma işleminden başlıyor. Eğer saçınızı kuruturken başınızın yukarısından başlarsanız kabarmayan sakin saçlar elde edebilirsiniz.

Saçların kökten uca doğru kuruduğunu belirten uzmanlar, bu tarz küçük ev hileleriyle ve birazda zaman harcayarak istenilen dolgunlukta saçları yaratmanın zor olamadığını söylüyor!

Saçlarınızı tersten kurutmak hacim vermek adına doğru bir uygulama fakat bunda da dikkatli olmak gerekiyor. Bazen elektriklenme yaşayabilirsiniz. Saç kurutma makinesi yüksek ısıdayken saçlarınız çabucak kurur ancak yüzde 80 kuruduğu zaman saça şekil verip sabitlemek her zaman kalıcılığı arttırır.


Bronzlaştırıcı iğneler kanser nedeni.

Yazan: admin Tarih: Nis 30th, 2011 | Kategori:: Saglik

İngiltere’de yaşayan 21 yaşındaki Terri Sotherton, bütün kışı bronz bir biçimde geçirmek için broznlaştırıcı iğnelerden satın aldı.

Sotherton 25 dolara üç doz aldığı bu iğneleri kendisine uyguladı. Sotherton, bu iğnelerden ilkini uyguladığında herhangi bir yan etki görmediğini ve uygulamaya devam ettiğini söyledi

Enjeksiyondan birkaç gün sonra da bir etki görmediğini fakat daha sonra bir takım değişiklikler meydana geldiğini ifade ederek şöyle devam etti: “Yüzüm şişti ve parlak bir renk halini aldı.

Daha sonrasında rengimde bir yeşillik meydana geldi. Yüzüme dokunamamaya başladım ve aşırı derecede ağrı çektim. Daha sonra hastaneye gittim. Birkaç saat hastanede kaldım. Sonrasında eve geri döndüm. Fakat birkaç gün sonra vücudumda çiller ve benler oluştu. Doktorlar ben ve çillerin cilt kanserine dönüşebileceğini söyledi.

Bilmediğim ürünleri almak benim yaptığım en büyük hata oldu” Daily Mail’deki habere göre, Kozmetik Tıp Uzmanı Dr. Dinesh Maini, bu tür ürünlere bağlı olarak cilt sorunlarının yaşandığını belirterek, bu ürünlerin kalp hastalıkları ve kanser riskini artırdığını dile getirdi.

Bu ürünlerin içinde melatonin hormonunu uyarıcı bazı maddelerin bulunduğunu söyleyen Dr. Maini, bunun da yüksek kan basıncı getirdiğini kaydetti. İtalyan araştırmacılar da bu tür ürünlerin kansere sebep olduğunu buldu.

Watchdog İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Ajansı Aralık 2008′de yaptığı açıklamada bu tür ürünlerinde deride renk değişikliğine yol açtığını fakat daha sonra bu sürecin durduğunu, kişilerin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini belirtti


Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Türk şehitliğindeki Türk bayrağı tekrar göndere çekildi.

Yazan: admin Tarih: Nis 29th, 2011 | Kategori:: Haberler

Şehitlikte bu gece yapılan çalışmayla, daha önce kaldırılan toplam 10 bayrak direği tekrar yerine konmaya başlandı. Bu çalışmaları, Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçisi Hulusi Kılıç da bir süre izledi ancak gazetecilere açıklama yapmadı.

Bayrak direklerinin yerlerine dikilmesinin ardından iki direğe Türk ve Azerbaycan bayrakları çekildi. Çalışmalar tamamlandığında tüm direklere eskisi gibi bayrakların çekileceği öğrenildi.

Büyükelçilik tarafından düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konserini izlemekte olan Büyükelçi Kılıç’ın, konser devam ederken, bayrak direklerinin yerine konma çalışmalarını izlemek üzere şehitliğe geçtiği görüldü.


Topuk sevenLere muJde…

Yazan: admin Tarih: Nis 28th, 2011 | Kategori:: kadin bakim

Fransız tasarımcı Raphael Young, yüksek topuklu olduğu halde düz bir ayakkabı kadar rahat olan modeli yarattı.

Yüksek ökçeleri sevenler için muhteşem haber! Fransız tasarımcı Raphael Young, yüksek topuklu olduğu halde düz bir ayakkabı kadar rahat olan modeli yarattı. Esnek bir tabana sahip olan bu tasarım, ayakkabı sektöründe bir devrim olarak kabul gördü. Tasarımının patentini alan Raphael Young, bu buluşun çok ilgi göreceğinden emin. ‘R-Flex’ adlı ayakkabının topukları çelik ihtiva ediyor, deri tabanında lateks jel dolgusu var ve ayak altındaki toplarda ise kauçuk dolgusu. Ayrıca, ayakkabıyı düz tutacak ve topuğun bükülmesini önleyecek bir de ‘bükülmeyen çelik aksesuarı’ var. Elbette böyle bir tasarımın ucuz olması beklenemez; sahip olmak isteyenlerin tek çift için 1000 lirayı gözden çıkartması gerekli… Ama reklamlarında yer alan ‘bütün gün hiç acı hissetmeyerek giyebilirsiniz’ iddiası o kadar inanılmaz ki bunu hak ediyor gibi! 12 yıldır böyle bir tasarımı planladığını belirten tasarımcının aklında her zaman çok daha esnek ve giyenin doğal yürüyüşüne uyum sağlayacak bir ayakkabı yaratmak varmış.