Yazan: admin Tarih: Şub 26th, 2011 | Kategori::
Din
DİNİMİZDE TEMİZLİK
Muhterem Müslümanlar!
İslam Dini, temizliğe önem verir ve bize, hep güzellikleri gösterir. Temizlik, kişinin maddi ve manevi kirlerden arınması, iç ve dış dünyasının temiz olması demektir. Dinimizde temizlik, bir kısım ibadetlerin şartı olduğu gibi, sağlıklı yaşamanın da bir gereğidir. Allah sevgisini kazanmaya vesiledir. Kur’an-ı Kerim’de, konumuzla ilgili olarak, “Şüphesiz Allah, Tövbe edenleri ve temizlenenleri sever”1; Hadis-i Şerifte de, “Temizlik imanın yarısıdır”2 buyurularak, İslam dininin temizliğe verdiği önem belirtilmiştir.
Aziz Mü’minler!
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 19th, 2011 | Kategori::
Din
Anneannesinin sözleri yankilandi kulaklarinda: \”\”Oglum namaz hiç bu vakte birakilirmi?\”\” Anneannesinin yasi yetmise dayanmis, ama ezan
okundugu vakit yerinden siçrar, yasindan beklenmeyecek bir hizla abdestini alir ve namazini kilardi.
Kendisi ise,nefsini bir türlü yenemiyordu. Ne oluyorsa, hep… namaz son dakikalara kaliyor, bu sebeple namazini alelacele eda ediyordu. Bunu düsünerek kalkti yerinden, gözü saate kaydi. Yatsi ezaninin okunmasina on bes dakika kalmisti. Basini her iki yöne pismanlikla sallayarak, “Yine geciktirdim namazi.” dedi kendi kendine.
Yazan: admin Tarih: Şub 18th, 2011 | Kategori::
Din
1- “Affetmek, zaferin zekâtıdır.”
Hz. Muhammed
2- “İman, aklın çalışmasının ürünüdür.”
Ahmed Hulûsi
3- “Kişi anasından iki kere doğmadıkça, Göklerin Melekûtuna ulaşamaz.”
Hz. İsa
4- “Sevgin nefrete dönüşmesin, sana ancak yük olur.”
A.F.Y
5- “Besmele çektikten sonra, Fatihayı hiç ara vermeden tek nefeste okumaya gayret et.”
Muhiddin Arabi
6- “Vücudun, ilmi ilahide, ilimden ibaret olduğunu müşahade, vahdet-i şuhud’dur.”
Ahmed Hulûsi
7- “Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.”
Hz.Muhammed
8- “Yaşam kabullenmektir.”
A.F.Y
9- “Mollanın namazında Hakk’ın ne Celali vardır, ne de Cemali. Mollanın ezanı bize seher vaktini bile bildirmez.”
Muhammed İkbal
10- “Marifetin zekâtı, marifeti oluşturmaktır.”
A.F.Y
11- “Acı, akıllı adamların hocasıdır.”
Byron
12- “Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi ‘yapmam’ dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.”
Hz.Muhammed
13- “Algılanan varlığın, Hakkın vücudu olduğunu müşahade, vahdet-i vücud’dur.”
Ahmed Hulûsi
14- “Her evin kapısı vardır. Kabirin ki ayak tarafındandır.”
Hz.Muhammed
15- “Ahmak konumuna düşmemek için yorum yapmayın.”
A.F.Y
16- “Tasavvuf, Allah ile olan muamelenin saflığıdır. Bunun aslı da dünyadan yüz çevirmedir.”
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 18th, 2011 | Kategori::
Din
Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.
Ashâbım!
Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 17th, 2011 | Kategori::
Din
Kâfirler ile mü’minler arasındaki en önemli fark namaz kılmaktır. Namaz kılmak kâfirlerden ayrılmaktır. Bu konu ile ilgili Hadîs-i Şerif’te mevcuttur. Namaz kılan kişinin imânı daimi tazelenir. Ancak devamlı ve gereği gibi kılmak farzdır.
Namazı aklı-başı yerinde olan herkes kılmalıdır. Eğer ayağı sakat ise oturarak, elleri sakat ise kafasıyla, bedeni zorlanıyorsa gözleri ile namaz kılmak gerekir. Kabir’e girdiğimiz zaman ibadetten ilk, namazın hesabı sorulacaktı. Eğer bir kimse dünya hayatında her türlü hayırlı iş yapsın ancak namaz kılmaya dursun, o hayırlar boşa gider. Namaz kılınmayan her vakit ahiret yılıyla (ya da dünya yılıyla) binlerce sene azap gerektiren günah olarak yazılır. Dikkat ediniz ki sadece bir vakit için. Şöyle bir hesap yapın kendinizce 1 gün namaz kılınmazsa, 5 vakit namaz terk ediliyor ve belkide yüzbinlerce yıllık günah yükleniyor kişiye. Bu yüzden imkânımız varken olabildiğince namaz ibâdetine çok dikkat etmeli ve sıkı sıkı sarılmalıyızki yüce yaratana hamd etmiş olalım, onun emirlerini yerine getirmiş olalım. Yalnız burada dikkat etmemiz gereken bir olay var. Namaz ihlaslı (samimiyetle), Allah’ın rızâsını kazanmak için kılınmalıdır. Azabın şiddetleri “emrin yerine getirilmemesi” yüzündendir. Namaz, Kur’an-ı Kerimde çokça emredilmekte, zikredilmektedir. Kitaba iman edenlerin, bu kadar önemli bir hususta duyarsız ve ilgisiz kalması imanının zayıflığından kaynaklanır. Şeytan bile, secdesizlik (namazsızlık) ve kıskançlık yüzünden iblis olmuştur.
Namaz kılmayan müslüman kardeşlerimize bir an önce namaza başlamalarını, namaz kılan müslüman kardeşlerimize ise bu hususta öğrenilmesi gereken birçok konuyu tekrar edip eksikliklerini tamamlamalarını ve çok sevap kazandıran amellerden, zikirlerden mahrum kalmama
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 17th, 2011 | Kategori::
Din
Kur’an-ı Kerîm, Yüce Allah(cc) ‘ın insanlara indirdiği son Mukaddes Kitaptır. Kur’an, son Peygamber Hz. Muhammed’e (sav) Cebrâil (as) tarafından vahiy yoluyla indirilmiş ve ondan tevatür yoluyla nakl edilerek günümüze kadar gelmiştir. Kur’an-ı Kerîm ferde ve cem’iyete, bütün insan sınıflarına, bütün memleketlerde ve bütün devirlerde insan hayatının bütününe, maddî – mânevî bir hidayet rehberidir. Hükûmet başkanından, kumandandan sade vatandaşa ve sokaktaki adama kadar herkes, orada kendisiyle alâkalı olanı bulur. Dünyevî ve uhrevî huzur ve saadeti için gerekli bilgi ve dersleri ondan alır. Kur’an’ın sâhip olduğu meziyet ve özellikler, âyetlerde ve hadîslerde şu şekilde beyan buyurulmuştur:
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 16th, 2011 | Kategori::
Din
İslâm dîni nedir?
İslâm dîni, Allah’ın, son Peygamberi Hz. Muhammed (asm) vasıtasıyla bütün insanlara gönderdiği en son ve en mükemmel dindir. İslâm’ın gelmesiyle, diğer dinlerin hükmü sona ermiştir.
İslâm dînini kabul eden kimseye Müslüman denir.
İslâm’ın en son ve Allah katında yegâne mûteber din olduğu, Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde belirtilir:
“Bugün sizin dîninizi sizin için kemâle erdirdim. Sizin üzerinizdeki nîmetimi (lütuflarımı) tamamladım ve size din olarak İslâm’ı seçtim (yalnız İslâm’dan razı ve ondan hoşnûd oldum)”.(el-Mâide, 3).
“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, ondan [seçtiği dîni] kabûl edilmiyecektir ve o, âhirette hüsrâna [büyük zarara] uğrayanlardan [olacak]tır. “Allah katında yegâne [hak] din İslâmdır.”
(Âl-i İmrân, 19).
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 16th, 2011 | Kategori::
Din
İlk insan ve ilk peygamber.
ÂDEM ALEYHİSSELÂM
Yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber,bütün insanların babası. Allahü teâlânın emri ile melekler çeşitli memleketlerden topraklar getirdiler. Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp insan şekline koydular. Bu şekilde Mekke ile Tâif arasında kırk yıl yatıp “salsâl” oldu yâni pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselâmın nûru alnına kondu. Sonra Muharremin onuncu Cumâ günü rûh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Allahü teâlânın emri ile bütün melekler Âdem aleyhisselâma karşı secde ettiler. Uzun zaman meleklerin hocalığını yapmış olan İblis, kibirlenip bu emre karşı geldi ve Âdem aleyhisselâma karşı secde etmedi. “O çamurdan yaratıldı, ben ise ateşten yaratıldım. Ondan üstünüm.” iddiâsında bulundu. İblis (şeytan) kendini üstün görüp, kibirlenerek Allahü teâlânın emrine uymayınca gadab-ı ilâhiyyeye uğradı ve Cennet’ten kovuldu. Âdem aleyhisselâm kırk yaşındayken Firdevs adındaki Cennet’e götürüldü. Cennet’te bulunduğu sırada veya daha önce Mekke dışında uyurken sol kaburga kemiğinden hazret-i Havvâ yaratıldı. Allahü teâlâ onları birbirine nikâh etti. Cennet’te yerleşmelerini ve Cennet’in meyvelerinden dilediklerini yemelerini bildirdi. Fakat, Cennet’te bulunan bir ağaç için, “Bu ağaca yaklaşmayın, bu ağaçtan yemeyin.” buyurdu.Âdem aleyhisselâm ve Havvâ vâlidemiz, Cennet’te bin yıl kadar yaşayıp, İblisin yalan yeminine inanarak yasak edilen ağacın meyvesinden unutarak önce hazret-i Havvâ, sonra Âdem aleyhisselâm yedikleri için Cennet’ten çıkarıldılar. Âdem aleyhisselâm Hindistan’da Seylan (Serendib) Adasına, Havvâ ise Cidde’ye indirildi. Birbirlerinden ikiyüz sene müddetle ayrı kalan Âdem aleyhisselâm ve hazret-i Havvâ bu müddet içinde ağlayıp yalvardıktan sonra tövbe ve duâları kabûl oldu. Hacca gelmeleri emrolundu.
Yazinin tamamini oku →