Yazan: admin Tarih: May 2nd, 2011 | Kategori::
Saglik
Yaz mevsimini karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde, sürekli değişen hava koşulları, insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Havaların ısınmasıyla birçok kişide halsizlik, isteksizlik, eklem ağrıları, uyku isteği, yorgunluk gibi şikâyetlerin görüldüğünü belirten Kardiyoloji Uzmanı Doktor Erkan Avcı, bol bol meyve yiyip, spor yapmayı öneriyor.
Yaza girişte yaşanan olumsuzlukların aşılmasında B vitaminleri ve antioksidan vitaminlerden zengin sebze ve meyveler vücuda yararlı olduğunu söyleyen Kardiyolog Uzman Doktor Erkan Avcı, “Dünya Sağlık Örgütü günde 5 porsiyon sebze veya meyve tüketilmesini önermektedir. Düzenli uyku, yeterli ve dengeli beslenme bağışıklık sisteminin güçlü olması için gereklidir. Bunun için de çiğ veya pişmiş olarak bol sebze ve meyve tüketilmesi (sebze yemekleri, salatalar, taze sıkılmış meyve suları) önemlidir. Özellikle antioksidan vitaminler olan A ve C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesi metabolizmamızın güçlenmesi, hastalıklara karşı direncin arttırılmasında etkilidir” dedi.
DÜZENLİ SPOR KALBİNİZİN DOSTU
Sporun düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından yararlı etkileri olduğu kaydeden Dr. Erkan Avcı, “Kilo kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması, diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi, kan lipidlerini olumlu olarak etkilemesi kalp-damar sağlığı açısından yararlı etkilerdir. Yani düzenli egzersiz sizi kalp hastalıkları ve kalp krizi, yüksek kan basıncı, kötü kolesterol yüksekliği ve iyi kolesterolün düşüklüğü, kilo fazlalığı ve şişmanlık, şeker hastalığı gibi hastalıklardan korur” diye konuştu.
HER GÜN MÜMKÜNSE YARIM SAAT YÜRÜYÜN
Bahar aylarında spor yapmanın yaza zinde girmek için önemli olduğunun altını çizen Dr Avcı; “Havaların ısınmasıyla birlikte fiziksel aktivite olanakları da artmaktadır. Her gün düzenli olarak yapılan 30 dakikalık bir yürüyüş, vücut ağırlığının dengelenmesine, kemik sağlığının korunması ve geliştirilmesine yardımcı olur. Bu da yaz aylarında zinde kalmak için büyük bir avantajdır” dedi.
Yazan: admin Tarih: Nis 30th, 2011 | Kategori::
Saglik
İngiltere’de yaşayan 21 yaşındaki Terri Sotherton, bütün kışı bronz bir biçimde geçirmek için broznlaştırıcı iğnelerden satın aldı.
Sotherton 25 dolara üç doz aldığı bu iğneleri kendisine uyguladı. Sotherton, bu iğnelerden ilkini uyguladığında herhangi bir yan etki görmediğini ve uygulamaya devam ettiğini söyledi
Enjeksiyondan birkaç gün sonra da bir etki görmediğini fakat daha sonra bir takım değişiklikler meydana geldiğini ifade ederek şöyle devam etti: “Yüzüm şişti ve parlak bir renk halini aldı.
Daha sonrasında rengimde bir yeşillik meydana geldi. Yüzüme dokunamamaya başladım ve aşırı derecede ağrı çektim. Daha sonra hastaneye gittim. Birkaç saat hastanede kaldım. Sonrasında eve geri döndüm. Fakat birkaç gün sonra vücudumda çiller ve benler oluştu. Doktorlar ben ve çillerin cilt kanserine dönüşebileceğini söyledi.
Bilmediğim ürünleri almak benim yaptığım en büyük hata oldu” Daily Mail’deki habere göre, Kozmetik Tıp Uzmanı Dr. Dinesh Maini, bu tür ürünlere bağlı olarak cilt sorunlarının yaşandığını belirterek, bu ürünlerin kalp hastalıkları ve kanser riskini artırdığını dile getirdi.
Bu ürünlerin içinde melatonin hormonunu uyarıcı bazı maddelerin bulunduğunu söyleyen Dr. Maini, bunun da yüksek kan basıncı getirdiğini kaydetti. İtalyan araştırmacılar da bu tür ürünlerin kansere sebep olduğunu buldu.
Watchdog İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Ajansı Aralık 2008′de yaptığı açıklamada bu tür ürünlerinde deride renk değişikliğine yol açtığını fakat daha sonra bu sürecin durduğunu, kişilerin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini belirtti
Yazan: admin Tarih: Nis 24th, 2011 | Kategori::
Saglik

AB’ye üye ülkelerde yapılan bir araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
Bebek maması, ekmek, kahve ve patates cipsi gibi gıdalarda bağırsak, mesane, böbrek kanseri ve iktidarsızlığa yol açan kimyasal maddeler bulundu.
BAĞIRSAK VE MESANE KANSERİNE YOL AÇIYOR
Avrupa Birliği\’ne üye ülkelerde yapılan gıda araştırmasında, işlenmiş ve hazır gıdalarda kansere neden olan kimyasal maddeler bulundu. Bağırsak, mesane ve böbrek kanserinin yanısıra iktidarsızlığa sebebiyet veren akrilamid maddesine, bebek maması, ekmek, kahve ve patates cipsi gibi gıdalarda rastlandığı açıklandı.
Vatan\’ın haberine göre, 23 ülkede satılan 22 farklı gıdayı inceleyen bilim adamları 2007 ile 2009 arasında kullanılan kimyasal maddelerde azalma olmadığını belirtirken \”Tüketici, mümkün olduğu kadar taze ürünler satın almalı\” açıklamasında bulundu. Akrilamid maddesinin gıdaya nasıl ulaştığını henüz tespit edemediklerini söyleyen Avrupalı bilim adamları, pişirme ve kimyasal süreç sırasında kimyasalların gıdaya nüfuz etmiş olma ihtimali üzerinde duruyor.
Raporda üreticilere, kullanılan kimyasal oranında sınırlama getirilmesi istenirken, raporun yayınlanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü, \”Şu an elimizde hangi gıdaların zararlı olduğunu açıklayacak kadar veri yok\” açıklamasında bulundu. Raporda, işlenmiş ve yağlı gıdaların tüketiminin azaltılması istendi.
Yazan: admin Tarih: Şub 28th, 2011 | Kategori::
Saglik

HOLLANDALI bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre çayın içeriğindeki doğal maddeler, beyin gücünü artırıyor. Laboratuvarda 44 genç denek üzerinde yapılan çalışmalarda, çayın zekâ performansını artırdığı tespit edildi. Araştırmacılar, hem siyah, hem de yeşil çayda bulunan “L-theanine” adlı amino asitin ve kafeinin beyin üzerinde olumlu etkisi olduğunu bildirdi.
Bir fincan çay içtikten sonra, beyin gücü üzerindeki olumlu etkinin 20 ila 70 dakika arasında görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, “Çay aynı zamanda tetikte olmayı ve uyanık kalmayı da sağlıyor, ayrıca yorgunluğu alıyor” dediler. Sonuçları Nutritional Neuroscience Dergisi’nde yayınlanan araştırmayı gerçekleştiren bilim adamları, çayın kalp hastalığı, kanser ve Parkinson hastalıklarına karşı da risk düşürücü olduğunu belirttiler. Ama uzmanların bir uyarısı var: Çay içiminde aşırıya kaçmamak!..
Yazan: admin Tarih: Şub 26th, 2011 | Kategori::
Saglik
Merhaba, KPSS’ye hazırlanıyordum. Ders çalışırken birden nabzım yükselmeye başladı ve 150-160 oldu. Hemen hastaneye yetiştirdiler ve 5-6 saat makineye bağlı yattım. Kalple ilgili bütün testlerim yapıldı. Aniden boğazımda düğümlenme, her an kalp krizi geçireceğim hissi, kalbim ağzımdan dışarı çıkacakmış gibi içimde bir ateş vardı sanki. Sınav esnasında da, ilk 10 dakika bir şey yoktu. Sonra birden yüzüm kızardı, ellerim tutmaz oldu, kalbim hızlı atmaya başladı, kalbim çarparken kafamın içi sanki sıcak suyla yıkanıyor gibi oldu. Nefes egzersizleri yaptım ve geçti. 2 gün sonra aynısı yine oldu. Yalnız kalmak istemiyorum. Her an kalp krizi geçirecek gibi, ölecekmişim gibi hissediyorum. Ne yapmam gerekiyor?
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 23rd, 2011 | Kategori::
Saglik

Annelerimizin ‘Uyusun da büyüsün’ ninnileriyle uykuya daldık. Ama Kocaeli’nde yaşayan 4 yaşındaki Gülsüm Genç için uyku, ölümü de beraberinde getiriyor. Nebahat Genç, 4 yıl önce yüzü hep gülsün diye doğan bebeğine Gülsüm adını verdi. Ancak küçük Gülsüm’ün vücudu morarmaya başladı.
NEFESİNİ UNUTUYOR
Takvim gazetesinin haberine göre, 3 ay yoğun bakımda yatan talihsiz yavrunun Türkiye’de sadece 8-10 çocukta dünyada ise 300 çocukta bulunan uykuya bağlı solunum bozukluğu hastalığı olduğu ortaya çıktı. Gülsüm’ün genetik olarak geçen hastalık nedeniyle uyku sırasında nefes almayı unuttuğu anlaşıldı. Doktorlar, Gülsüm’ün solunum cihazsız uyuması durumunda yaşamını yitireceğini söyledi. Evde solunum cihazına bağlı olarak uyuyan Gülsüm ise iyileşeceği günü iple çekiyor.
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 23rd, 2011 | Kategori::
Saglik

Mayo Clinic dergisinde yer alan çalışmaya göre, birçok insan için kahvaltı sabah yapacakları en son şeydir. Ancak sağlıklı bir kahvaltı vücudunuza enerji sağlar, güne zinde başlamanıza yardım eder ve hatta tüm sağlığınız için yararlıdır. Bu nedenle asla kahvaltıyı atlamayın.
Vatan’da da yer alan habere göre, sabahları süreniz kısıtlı da olsa hazırlayabileceğiniz pratik ve esnek seçenekler ile sağlıklı bir kahvaltı yapabilirsiniz.
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 22nd, 2011 | Kategori::
Saglik

Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var. Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyet kayısı ve badem müslini olarak tanımlanıyor.
MÜSLİNİN HAZIRLANIŞI
Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyvalar ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor.
HAZIRLANIŞINA GELİNCE…
2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı
Cosmotürk’teki habere göre, malzemeleri karıştırıp, blender’dan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 22nd, 2011 | Kategori::
Saglik

Sedefin oluşumunda genetik faktörler, stres ve bazı ilaçlar rol oynuyor. En çok enseye yakın bölgelerde, dizlerde ve dirsekte görülen sedef hastalığının tedavisinin olmadığına inananlar yanılıyor
Sedef, adından da anlaşılacağı gibi yüzeyinde sedef renginde kepeklenme ile karakterize olan ve kırmızı kabarık plaklar şeklinde görülen kronik bir hastalıktır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Server Serdaroğlu, Cerrahpaşa ve Bolu İzzet Baysal Tıp Fakülteleri’nin Türkiye’de ilk kez yaptıkları saha araştırmasında, bu hastalığın görülme oranının yüzde 0.5 olarak tespit edildiğini söylüyor. Bu, ülkemizde yaklaşık 350-400 bin kişinin sedef hastası olduğu anlamına geliyor. Her yaşta görülebilen sedef hastalığının ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın etkili olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte sigara içmek, şişmanlık, derinin mekanik zedelenmeleri, stres ve bazı ilaçların kullanımı da (bazı tansiyon, psikiyatri ve romatizma ilaçları gibi) sedef hastalığını tetikleyebiliyor.
Yazinin tamamini oku →
Yazan: admin Tarih: Şub 20th, 2011 | Kategori::
Saglik

Çocuklarda görülen kekemeliğin nedeni büyük ölçüde stresten kaynaklanıyor. Aile desteği ve tedaviyle çocuklar kekemelikten kurtulabiliyor. Ergenlik döneminde kekemelikte yüzde 80 iyileşme görülüyor. Çocuklarla dalga geçilmeside kekemeliğe neden olabilir.
Denizli Devlet Hastanesi Psikologu Selma Döndüoğlu çocuklarda görülen kekemeliğin stresle birlikte görüldüğünü ve kekeme olan çocukların ebeveynlerinin de desteğiyle kekemelikten kurtulabileceklerini söyledi. Konuşma bozuklukların başında gelen kekemeliğin küçük yaşlarda ortaya çıktığını söyleyen Denizli Devlet Hastanesi Psikologu Selma Döndüoğlu, konuşurken ses, hece ve sözcüklerde uzatma yapılması, sözcüklerin tekrarlanması ve konuşurken duraklamanın kekemelik olarak tanımlandığını belirtti. Kekemeliğin fizyolojik ve ruhsal rahatsızlık olarak ortaya çıkabildiğini söyleyen Psikolog Selma Döndüoğlu ruhsal rahatsızlıklar da stres, kaygı gibi faktörlerin kekemeliği ortaya çıkardığını bu faktörlerin ortadan kalkmasının konuşma bozukluklarını ortadan kaldırabileceğini dile getirdi.
Yazinin tamamini oku →