Deprem korkusu öldürüyordu..!
Palu’da depremin kendisi değil korkusu öldürüyordu. Sarsıntı nedeniyle iki kadın balkondan atlayınca yaralandı!
Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı Gökdere köyünde meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremde, 8 Marttaki depremde hasar gören 2 evin duvarının yıkıldığı, panik nedeniyle balkondan atlayan 2 kadının da yaralandığı bildirildi.
Gökdere köyü muhtarı Ahmet Solmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, akşam saatlerinde meydana gelen deprem nedeniyle köylerinde, daha önce hasarlı olan 2 evin duvarlarında yıkılma meydana geldiğini söyledi.
Deprem sırasındaki panik nedeniyle 2 kadının da balkondan atladığını belirten Solmaz, ”Yaralanan kadınlar ambulansla Palu Devlet Hastanesine kaldırıldı. Bize ulaşan bilgiye göre durumları iyi” diye konuştu.
Daha önceki depremde köylerinde çok sayıda evde hasar meydana gelmesine rağmen, yeterli çadır alamadıklarını öne süren muhtar Solmaz, bir çadırda birkaç ailenin birlikte kalmak zorunda olduğunu söyledi.
Köylülerde yeterli çadır olmamasından yakındılar. Vatandaşlar, havanın soğuk olması nedeniyle çadırlarda kalamayan bazı ailelerin, hasarları evlerinde yaşamaya devam ettiklerini belirtti.
Öte yandan, Çakırkaş-Gökdere yolunun bazı kesimlerinde yer yer toprak kayması gözlendi.haber
Yargıtay: Taslağın hedefi yargıyı ele geçirmek
ANKARA – Hükümetin 26 maddelik anayasa değişiklik paketini açıklamasından sonra Yargıtay Başkanlar Kurulu toplandı.
1,5 saatlik toplantının ardından Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, kameraların karşısına geçerek Yargıtay’ın görüşünü açıkladı.
Yargıtay Başkanı Gerçeker, “Bugün taslak metine baktığımızda, değiştirilmek istenen Anayasa maddelerine baktığımızda bizim isteğimizin aksine yargı bağımsızlığını daha da geri götüren, kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen aykırı olan bir takım düzenlemeler yapıldığını görüyoruz. Şunu çok açıklıkla belirtmek istiyorum, yargı ile ilgili olan düzenlemeler Anayasa’ya aykırı düzenlemelerdir. Anayasa’nın başlangıç kısmında kuvvetler ayrılığı ilkesinin benimsendiği belirtilmiştir ve bu kuvvetler ayrılığı ilkesi Anayasa’nın değiştirilemeyecek maddeleri içinde yer almaktadır” dedi.
Yargıtay olarak Başkanlar Kurulunu topladıklarını ve konuyu görüştüklerini ifade eden Gerçeker, konunun daha detaylı irdelenmesi için bir komisyon oluşturulduğunu, bünyelerindeki Anayasa Komisyonundaki kişilerin de bu komisyonda görev aldığını söyledi.
Gerçeker, taslak metnin incelenmesinin ardından bir rapor hazırlanacağını ve kamuoyuna sunulacağını bildirdi.
Yargının, yasama ve yürütme ile birlikte Anayasa’da yer alan ana erk olduğunu vurgulayan Gerçeker, yargının yetkisini Anayasa’dan aldığını ve Türk milleti adına kullandığını kaydetti.
Yargının, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olmanın en temel güvencesi olduğunu bildiren Hasan Gerçeker, ”Biz yargı ile ilgili bir şeyler isterken yargı bağımsızlığının güçlendirilmesini isterken kendimiz için bir imtiyaz olsun diye istemiyoruz. Yargı bu toplumun her kesimin, her kurumun en son noktası, en son teminat noktası, en büyük güvencesidir. Bu nedenle de demokratik ülkelerde yargı bağımsızlığı her zaman en üst seviyede tutulmuştur” diye konuştu.
Yapılacak ”reform” denilen düzenlemelerin mutlaka yargı bağımsızlığını güçlendirmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olmasını istediklerini belirten Gerçeker, şunları söyledi: ”Bugün taslak metine baktığımızda, değiştirilmek istenen Anayasa maddelerine baktığımızda bizim bu isteğimizin aksine yargı bağımsızlığını daha da geriye götüren, kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen aykırı olan bir takım düzenlemeler yapıldığını görüyoruz. Bu yargı ile ilgili olan düzenlemeler Anayasa’ya aykırı düzenlemelerdir. Anayasa’nın başlangıç kısmında kuvvetler ayrılığı ilkesinin benimsendiği belirtilmiştir. Bu kuvvetler ayrılığı ilkesi Anayasa’nın değiştirilemeyecek maddeleri içinde yer almaktadır. Ayrıca tarafsız olan herkesin, bilim adamlarının da çeşitli kereler, devamlı suretle ortaya koyduğu gibi böyle kurumsal konularda geniş çaplı düzenlemelerin mutlaka geniş bir mutabakat içinde yapılması gerekir ama biz bu konuda bu mutabakatı da göremiyoruz.”
Yapılan düzenlemelerde HSYK’nın 21 üyeden oluştuğunun görüldüğünü, Yargıtaya üç, Danıştaya da bir üyelik verildiğini ifade eden Gerçeker, Cumhurbaşkanı tarafından HSYK’ya dört üyenin seçilmesinin öngörüldüğünü anımsattı.
an: Şili’ye 10 Milyon Dolar Gönderilecek
Depremin Vurduğu Şili’yi Ziyaret Eden BM Genel Sekreteri Ban Ki -Mun, Bu Ülkeye BM’nin Acil Yardım Olarak 10 Milyon Dolar Göndereceğini Açıkladı.
Depremin vurduğu Şili’yi ziyaret eden BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, bu ülkeye BM’nin acil yardım olarak 10 milyon Dolar göndereceğini açıkladı.Ban, 800′den fazla kişinin öldüğü depremin ardından geldiği Şili’nin başkenti Santiago’da, Devlet Başkanı Michelle Bachelet ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, bu yardımın felaketzedelerin acil ihtiyaçları için kullanılmak üzere verileceğini söyledi.
Haiti’de 225 bin kişinin ölümünden sonra Şili’nin sergilediği cömertliğe işaret eden Ban, Şili’nin aynı zamanda Haiti’ye ilk yardım gönderen ülke olduğunu da belirtti…!
Kaddafi den cihad cagrisi
Libya lideri Muammer Kaddafi, yeni minare yapımına yasak getiren İsviçre’ye karşı cihad çağrısında bulundu.
Kaddafi, Mevlid Kandili dolayısıyla Bingazi kentinde binlerce kişiye yaptığı konuşmada, “Allah’ın evlerini yıkan imansız ve inancını yitirmiş İsviçre’ye karşı her yoldan cihad ilan edilmeli” dedi.
“İsviçre’ye, siyonizme, yabancı saldırısına karşı cihadın terörizm olmadığını” ifade eden Kaddafi, “İsviçre ile beraber olan dünyadaki her Müslümanın imansız, İslam’a, Hz. Muhammed’e, Allah’a ve Kuran-ı Kerim’e karşı olduğunu” söyledi.
İsviçre’de 29 Kasım’da düzenlenen referandumda seçmenlerin yüzde 57’si camilerde yeni minare inşa edilmesine karşı oy kullanmış, bu sonuç başta Müslüman ülkeler olmak üzere birçok ülke ve kurumun tepkisini çekmişti.
Isde Mutlulugun sirri
Mutlu bir evliliğin sırrı herkese göre değişirken, dünyanın her yerinde tüm ilişkilere uyan bazı “İyi geçinme” kuralları bulunuyor.
Psikologlar, sürekli birbirine bağıran ve aynı anda sinirlenen eşlerin evliliklerinin mutsuz olacağını ifade ederken, eşlerin mutlulukları dışında hiçbir şeyi kafasına takmamayı öğütlüyor.
Psikologlar mutlu bir evlilik için dikkat edilecek hususları şöyle özetliyor: “Hiçbir zaman ikiniz de aynı anda sinirlenmeyin, Ev yanmadıkça birbirinize bağırmayın, Giysi, parfüm gibi almak konusunda kendiniz ve eşiniz arasında seçim yapmak zorunda kalırsanız eşinizi tercih edin, Eleştirileriniz varsa onu sevdiğinize hissettirerek söyleyin, Geçmişteki hatalarını gündeme getirmeyin, Birbiriniz dışındaki hiçbir şeyi kafanıza takmayın, Gününüzü eşinize hoş bir söz söylemeden bitirmeyin, Birbirinizi karşılarken şefkat ve sevgiyle sarılın, Sorunlarınızı çözmeden günü bitirmeyin, Hata yaptığınızda eşinizle konuşun ve özür dileyin,
Sorunlarınızdan yalnızca eşinizi sorumlu tutmayın, İşyerinizdeki sorunları evinize taşımayın.
Günün stresini eşinize yansıtmayın.
Kadın ya da erkek olmanız fark etmez ayda bir kez de olsa eşinize bir hediye almayı ihmal etmeyin.”
Ramiz Dayi Cal kardes
‘Ezel’in son bölümüne; Ramiz Dayı’nın, 90.2 Radyo Turkuvaz’ı arayarak ‘Bir İhtimal Daha Var’ şarkısını istemesi damga vurdu!
Atv’nin izlenme rekorları kıran dizisi ‘Ezel’in önceki akşam yayınlanan bölümüne Ramiz Dayı’nın Turkuvaz Radyo’dan istek yaptığı ‘Bir İhtimal Daha Var’ adlı şarkı, damgasını vurdu.
Dizide, Tuncel Kurtiz’in canlandırdığı ‘Ramiz Dayı’ karakteri Turkuvaz Radyo’yu arayarak, “Bir şarkı istiyorum kardeş, son bir şarkı! ‘Bir İhtimal Daha Var O da Ölmek mi Dersin’, son defa çal benim için” dedikten sonra Radyo Turkuvaz’ın (90.2) telefonları kitlendi. Aynı zamanda internet ortamındaki sosyal forum sayfalarında paylaşılan şarkı, binlerce kez tıklandı.
Dizi ile aynı anda Radyo Turkuvaz Genel Yayın Yönetmeni Afrikalı Ali; “Dizi ile aynı anda biz de şarkıyı çaldık. Dizi bittikten sonra radyoya telefonlar, e-mailler ve SMS’ler yağdı. Ramiz Dayı’nın Turkuvaz Radyo dinlemesi dinleyicilerimizi çok mutlu etti.
Top 20 listemizin 1 numaralı şarkısı, Ramiz Dayı’nın istediği ‘Bir İhtimal Daha Var’ oldu.” Dizide, şarkı Selma Hünel adlı bir karakter tarafından seslendiriliyor. Daha önceki bölümlerde Ramiz Dayı yine Selma Hünel’den ‘Kara Sevda’ adlı şarkıyı eşinden istemiş ve plaktan dinlemişti. Selma Hünel, ‘Ezel’ için yaratılmış bir karakter. Bu bölümde istek yapılan şarkı, aslında Suna Ulukaya tarafından seslendirildi.
Sukufe Diziden Ayrilmiyor
Şukufe Geniş Aile’den ayrılıyor haberi dizinin müptelalarını yerinden oynatmıştı.
Zuhal Topal’ın sevilen dizi Geniş Aile’den ayrıldığına dair çıkan haberlere Ufuk Özkan’dan açıklama geldi:
Tiyatromuzun turnesi kapsamında gittiğimiz Muğla’da öğrencilerle yapılan şöyleşide bir öğrencinin yaptığı espiri yanlış yorumlandı.
Zuhal’in diziden falan ayrıldığı yok. Zuhal dizinin başrol oyuncusu ana karakterlerinden biri.
Dizideki olaylar Cevahir, Şükufe ve Koyu Bilal çatışması üzerinden yaşanıyor. Son yayınlanan bölümde Şükufe’nin mahalleyi terk edip gitmesi üzerine öğrencinin yaptığı bir espiri diziden ayrılıyor şeklinde yorumlanınca bu tarz haberler çıktı.Üstelik kimse merak etmesin Şükufe mahalleye geri döndü. Ayrıca Şükufe ile Cevahir arasında yepyeni süpriz bir gelişme yaşanacak.Hep birlikte izleyip görelim….
Kredi Karti Kullananlara Mujde
Kredi Kartı Kullananlara Müjde
|
Merkez Bankası, Faiz Oranını Yüzde 2,91′e, Aylık Azami Gecikme Faiz Oranını da Yüzde 3,66′ya İndirdi. |
|
Merkez Bankası, yılbaşından geçerli olmak üzere Türk Lirası kredi kartı işlemlerinde aylık azami akdi faiz oranını yüzde 2,91′e, aylık azami gecikme faiz oranını da yüzde 3,66′ya indirdi.
Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1 Ocak’ta yürürlüğe girecek olan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ ile aylık azami akdi faiz oranı, Türk Lirası için yüzde 3,26′dan yüzde 2,91′e düşürüldü. Tebliğde ABD dolarında uygulanan yüzde 2,54 ve Avroda uygulanan yüzde 2,30′luk aylık azami akdi faiz oranlarında değişikliğe gidilmedi. Merkez Bankası, aylık azami gecikme faiz oranını da yine yılbaşından geçerli olmak üzere yüzde 4,01′den yüzde 3,66′ya çekti. Aylık azami gecikme faiz oranı ABD doları için yüzde 3,11 Euro için de yüzde 2,82 olarak uygulanmaya devam edecek. |
KIBRIS MESELESİ
MEGALİ İDEA
Megali İdea, kelime anlamı ile “Büyük İdeal, büyük fikir” demektir. Bu fikre ve ilkeye göre, 1453′de Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen İstanbul tekrar ele geçirilecek, Yunanistan, Girit, Rodos, Kıbrıs, Anadolu ve ta Büyük İskender’in uzandığı İskenderiye’ye kadar olan topraklar işgal edilerek, bir Helen İmparatorluğu olarak kabul edilen büyük Bizans İmparatorluğu kurulacaktır.Bu imparatorluğun başkenti ise eski Bizans’da olduğu gibi hala “Konstantinopolis” diye andıkları İstanbul olacaktır.Megali İdea fikri ilk kez Rigas Ferreros adlı bir Rum tarafından gündeme getirilmiştir.Rigas Ferreros, bu amaçla ilk Megali İdea haritasını 1791-1796 yillari arasında Bükreş’te hazırladı ve 1796 yilinda Viyana’da yayınladı. Megali İdea’nın yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması görevini Rum Ortodoks kilisesi ve Ortodoks mezhebinin merkezi olan İstanbul’daki Patrikhane üstlenmiştir.Kilisenin bu amaçlarını ve eylemlerini gerçekleştirmek için Osmanli imparatorlugu nun kendisine tanıdığı geniş hoşgörüden yararlandığı inkar edilemez bir gerçektir.
Örneğin 1754 yılında Padişahın yayınladığı bir fermanla, Başpiskopos, adanın ikinci politik ve nüfuzlu kişisi olma hakkını kazanmıştı.
Bu tarihten itibaren Başpiskopos’a “Ulusal Lider” anlamına gelen “ETNARH” denemeye başlanmıştı.
Megali İdea çerçevesinde 1821 yılında Mora isyanı patlak vermiş ve Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Megali İdea haritası içinde yer alan topraklarin ele geçirilmesi için faaliyete başlanmıştır.
Nitekim daha sonra Girit, Rodos, 12 adalar ve diğer Ege adalar ele geçirilmiş, Anadolu’ya asker çıkarılmıştır. Ne var ki Anadolu’da ataturk önderliğindeki Türk Halkı, Kıbrıs’ta ise Anavatan Türkiye desteğindeki Kıbrıs Türk Halkı tarafından, hedeflerine ulaşmaları engellenmiştir.Önemle vurgulanmalıdır ki, Yunanistan ve Kilise bu çabalarında başta İngiltere ve Çarlık Rusya’sı olmak üzere her zaman Batılı ülkeler tarafından desteklenmiştir.
ENOSİS
Enosis, Megali İdea hedefi çerçevesinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını, ilhak edilmesini ifade etmektedir.
Kelime anlamı ile ” İLHAK ” demek olan Enosis (yani adanın Yunanistan’a bağlanması) ilk Megali İdea haritasının çizildiği 1791 yılından beri gündemde olan bir konudur.Bir anlamda Kıbrıs sorununun da bu tarihten itibaren varolduğu söylenebilir.
Yunanistan’ın Kıbrıs’ı talep etmesi ise 30 Aralık 1918 yılında gerçekleşti.18 Ekim 1828 tarihinde İngiltere, Rusya ve Fransa’ya bir nota veren Yunanistan, RESMEN İLK KEZ Enosis fikrini ortaya atmış ve adanın kendisine bağlanmasını istemiştir.
l.Dünya savaşından sonra Paris’te toplanan Barış Konferansı’na Yunanistan’ın toprak isteklerini sunan Yunan Başbakanı Venizelos, aralarında Kıbrıs’ın da bulunduğu şu
bölgeleri talep ediyordu
Batı Anadolu(İzmir;Bursa,Çanakkale, İzmit ve civarları) Pontus (Trabzon, Sivas, Kastomonu ve civarları) Kuzey Epir (Güney Arnavutluk) Kıbrıs,Rodos,Meis, Girit, Bozcaada ve İmroz
Batı ve Doğu Trakya Kıbıs’ta Yunan kilisesi, Patrikhane ve Yunan Hükümeti tarafından desteklenen Enosis hareketi, bu idealin yillar boyunca kilise ve okullarda genç beyinlere aşılanması sonucu Kıbrıs’ın başına büyük felaketlerin gelmesine neden oldu.Bu ideali gerçekleştirmek için 1821 yılından itibaren birçok kez Türk halkına saldırılar düzenledi. Enosis önünde bir engel olarak gördükleri Türk halkını ortadan kaldırmak için 1895′de, 1912′de, 1955-74 döneminde Türk halkına saldırılar ve katliamlar uygulandı.
Enosis fikrinin 1918′lerde Rum çocuklarına nasıl aşılandığını bir Rum yazar olan Tenekides şöyle açıklıyor:
Rum okulları Helen düşüncesini yaymak amacı ile kullanılıyordu.
Rum öğretmenler, çiçeklerle çerçevelenmiş Yunanistan’la birleşmelerini temsil eden armağanları Vali’nin kasabaları ziyareti sırasında verirken, mızraklı bir alay gibi sıraya sokulan öğrenciler, önceden öğretilmiş olan “Yaşasın Enosis” çığlıkları atıyordu “(Tenekides-Chypre. Menter Şahinler. Türkiye’nin 1974 Kıbrıs siyaseti sayfa 111.197- İstanbul).Enosis politikasının yakın hedefi bugün için Rum egemenliğinde tüm Kıbrıs’ta hakim olacak bir Rum cumhuriyeti kurulması, bu Rum devletinin AB’a tam üye yapılarak Yunanistan’la dolaylı Enosis’in gerçekleştirilmesi ve Türk halkının azınlık statüsüne düşürülmesidir
Taşyürek, Yeni Kitabı ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ni Okurlarına Tanıttı
Tarihçi Yazar Muzaffer Taşyürek, Erzurum Kongresi’nin 90′ıncı yıl dönümü dolayısı ile kaleme aldığı ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ kitabını okurlarına tanıttı.
Tarihçi yazar ve öğretmen Muzaffer Taşyürek, Erzurum Kongresi’nin 90′ıncı yılı dolayısı ile ele aldığı ve makalelerinden oluşan kitabını, Üniversite Kitabevi’nde okurlarına tanıttı. Erzurum‘un tarihi ile kültürel yönlerini bir Erzurumlu olarak kaleme almak istediğini dile getiren Taşyürek, Erzurum‘un serhat, sınır şehri olarak bilindiğini fakat İpekyolu şehri olarak pek dile getirilmediğini belirtti.
Tarihte Erzurum‘un çok önemli yeri olduğunu vurgulayan Taşyürek, birçok padişahın, sultanın Erzurum‘dan geçtiğini ve burada hatıralarını yazdığını söyledi. Fakat bu hatıraların tercüme edilmediğini belirten Taşyürek, Erzurumla ilgili en kapsamlı eserin İbrahim Hakkı Konyalı’nın olduğunu belirtti. Eserinde geçmişi aydınlatma, tarihe ışık tutma adına bir şeyler yapmak istediğini söyleyen Taşyürek, gönlünde yatan ve asıl üzerinde çalıştığı eserin bu olmadığının altını çizdi.
Erzurum Kongresi ile ilgili o dönemi anlatan bir roman üzerinde çalıştığına dikkat çeken Taşyürek, romanının, Erzurum‘un yakın tarihini dile getiren biraz daha detaylı olacağını ifade etti. ‘Erzurum Bir İpekyolu Şehri’ adlı eserinde Erzurum‘un değişik dönemlerdeki evrelerine yer verdiğini ifade eden Taşyürek, kitabında Dadaşlık kavramı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Erzurum, edebiyatçıların gözünde Erzurum, milli mücadele dönemi ve hatıralarda Erzurum konularını ele aldığını sözlerine ekledi.
Katılımcıların sorularını yanıtlayan Taşyürek, daha sonra okurları için kitaplarını imzaladı.



