Bunları Biliyormusunuz???
10 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
|
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı. Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor. Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in “Born in Theusa” albümüdür. Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir. Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler. Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır. Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar. Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi. Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı. Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor. Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar. Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor. Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar. Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir. Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir. Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır. Bir kromozom bir genden daha büyüktür. Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer. Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır. Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor. Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır. Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur. Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır. Çocuklar baharda daha fazla buyuyor. Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur… Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır. Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur. Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır. Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında ♥ Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı. Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler. Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır. Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=. Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı. Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır. Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir. En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır. En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır. Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar. Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır. Fareler kusamaz. Filler zıplayamayan tek memelidir. Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır. Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez. |
||
|
|
||
Beyninden SoLucan Çıktı
09 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
KoLunda uyuşukLuk hisseden AmerikaLı kadın doktora gittiğinde başına geLecekLerden habersizdi.
Arizona hastanesine giden Rozmary ALvares, acı gerçekLe karşıLaştı. MR çeken doktorLar kadına beyninde bir buLguya rastLadıkLarını biLdirdi.
AciLen ameLiyata aLınan kadın beyninde tümör oLduğunu sanıyordu oysa gerçek farkLıydı.
Operasyon sırasında tümör aLacakLarını düşünen doktorLar biLe kadının beyninde gördükLeri karşısında şoka girdi.
ALvarez’in beyninde bir soLucan vardı. SoLucanı temizleyen doktor, bu canLının kadının beynine nasıL girdiğini kimse biLemez ama pişmemiş domuz etinden ve ya iyi yıkanmayan eLLer yüzünden oLabiLeceğini söyLedi.
Bu korkunç oLaydan sonra sağLığına kavuşan Rosmary’in en önemli tavsiyesi “eLLerinizi iyi yıkayın” oLdu
Açık arttırmada annesini sattı..
07 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
Dünyanın en ünlü açık arttırma sitesi olarak kabul edilen ebay’de yine ilginç bir olay yaşandı…
12 yaşındaki İngiliz Berry Clayton, annesinin kendisine sürekli kötü davrandığını ama gerçekte iyi huylu olduğunu belirterek, 140 dolara sitede satışa koydu. Birkaç gün sitede kalan ve 140 dolara yine aileden biri tarafından satın alınan anne Marry, bu olayı kötü bir şaka olarak değerlendirdi. ebay yetkilileri, özellikle son dönemde çoğalan bu tarz açık artırmalardan dolayı bazı engeller koymaya karar verdi. Hatta Mary Clayton’ın satışıda iptal edildi. Annesini satışa çıkartan Berry ise konu hakkında yorum yapmıyor.
KadınLarin ArkadasLıkLarı
06 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
Yapılan bir araştırmada KadinLarin ArkadasLari:
Bir kadin butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah
kocasina, gece birarkadasinda kaldigini soylemis.
Kocasi karisinin en yakin 10 arkadasini
aramis ve hicbiri karisinin kendisinde kaldigini
onaylamamis.
Erkeklerin Arkadaslari:
Bir adam butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah
karisina, gece bir arkadasinda kaldigini soylemis.
Karisi kocasinin en yakin 10 arkadasini
aramis ve 5 tanesi kocasinin kendisinde kaldigini
onaylamis ve diger 5 tanesi ise kocasinin hala kendisiyle birlikte oldugunu
iddia etmis.
İşte arkadaşlık budur
İdamdan 26 yıl sonra mektubu geldi
06 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
İdamdan 26 yıl sonra mektubu geldi
12 Eylül döneminde idam edilen Ramazan Yukarıgöz’ün, idamından önce ailesine yazdığı son mektubu, 26 yıl sonra annesine teslim edildi.
Devrimci 78′liler Federasyonu Başkanı Ruşen Sümbüloğlu, Mülkiyeliler Derneği’nde düzenlenen basın toplantısında, 12 Eylül döneminde yargılanarak idam edilen Ramazan Yukarıgöz, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan ve Ömer Yazgan’ın idamlarından önce ailelerine mektup yazmalarına izin verildiğini ifade etti. Bu mektupların sakıncalı görülerek, idamların ardından ailelere teslim edilmediğini savunan Sümbüloğlu, mektupların Genelkurmay Başkanlığı arşivinde saklandığını ileri sürdü.
Sümbüloğlu, federasyon olarak bu mektuplara ulaşmak için 2,5 yıl uğraştıklarını, Ömer Yazgan’ın mektubunun 2006 yılında ailesine teslim edildiğini belirtti. Ramazan Yukarıgöz’ün mektubunun verildiğini, Mehmet Kanbur ile Erdoğan Yazgan’ın mektuplarının asıllarını ise henüz alamadıklarını anlatan Sümbüloğlu, bu mektupların, ailelere teslim edilmesi için çaba sarfetmeye devam edeceklerini bildirdi.
Toplantıda, Ramazan Yukarıgöz ve Erdoğan Yazgan’ın ailelerine, Mehmet Kanbur’un ise eşine idamlarından önce yazdığı son mektuplar, okundu. Daha sonra Ramazan Yukarıgöz’ün son mektubunun aslı annesi Aysel Yukarıgöz’e teslim edildi.
Aysel Yukarıgöz, bu mektubu almak için 26 yıl beklediğini ifade ederek, “Bu mektubu alana kadar ölmedim. Bunu yapanların yargılanmasını görene kadar da ölmeyeceğim. Benim yavrum kimseyi ele vermedi, onuruyla geldi, onuruyla gitti. Başım her zaman dimdik. Oğlum zaten ölmedi, kalbimde yaşıyor” diye konuştu.
Ramazan Yukarıgöz’ün kardeşi Yılmaz Yukarıgöz de hüzün ve sevinci bir arada yaşadıklarını söyledi. Mektubun 26 yıl kendilerine verilmemesi üzerine “12 Eylül’ü yapanlara karşı nefretlerinin bir kat daha arttığını” ifade eden Yukarıgöz, bu mektupların ailelere verilmemesinin insan hakları gasbı olduğunu savundu.
Erkeği Agresif Yapan Gen…
04 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
İsveçli bilimadamları, erkeği agresif hale getiren ve ilişkilerine olumsuz yön veren geni bulduklarını açıkladı. “Allel 334″ adı verilen bu geni taşıyan erkekler, ikili ilişkilerinde ve özellikle evliliklerinde 2 kat daha problemli oluyor. Araştırmayı yürüten Stockholm Karolinska Enstitüsü Tıbbi Epidemiyoloji ve Bioistatistik Bölümü’nden Hasse Walum, “Tabii ki insanın ilişkilerinde sorunlar yaşamasında bir sürü faktörler vardır. Fakat bu özel gene sahip olan erkeklerin ikili ilişkilerinde daha problemli olduğunu gördük. Kadınlarda ise böyle bir farklılığa rastlamadık” dedi.
İstanbul’un Semtleri İsimlerini Nereden Alıyor ?
07 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
Aksaray:
Fatih’in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele
geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.
Ahırkapı:
Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu
semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için
Ahırkapı ismi verildi.
Aşiyan:
Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan,
Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor.
Bağlarbaşı:
Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.
Bebek:
Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki,
Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının
Bebek lakaplı olması.
Diğeri ise,
padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.
Beşiktaş:
Ilk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak
için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada
yaptığı kiliseye Kudüs’ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan
geldiği yönünde.
Beyazıt:
Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye
yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.
Beyoğlu:
Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor.
Bunlardan ilkine göre, Islamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan
Pontus Prensinden adını alıyor semt.
Diğerine göreyse, ‘Bey Oğlu’ diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı.
Sonbir rivayet de,
burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, “Beyoğlu” diyehitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.
Bakırköy:
Bizanslıların ‘Makri Hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline
geçince ‘Makriköy’ adını aldı. 1925′te ulusal sınırlar içindeki yabancı
kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy
adını aldı.
Bostancı:
Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan
biri olmasından alıyor.
Çatladıkapı:
Bizans zamanında yapılan surların Sidera adı bir verilen kapısı, 1532
tarihinde meydana gelen depremde çatlayınca, hem semt hem de kapı
Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.
Çemberlitaş:
Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.
Çengelköy:
Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.
Çıksalın:
Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan bölgeye, halk arasında “çık,
salın” denilmeye başlandı.
Eminönü:
Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi ‘Emin’lere aitti. Semt,adını burada bulunan ‘Gümrük Eminliği’nden alıyor.
Feriköy:
Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam
Feri’den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam
Feri’nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.
Galata:
Gala, Rumca da “süt” anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı
semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi.
Başka bir görüşe göre ise,
Italyanca ‘denize inen yol’ anlamına gelen ‘galata’ kelimesi düşünülerek bu
isim verildi.
Horhor:
Fatih’te bulunan semt, adını Horhor çeşmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, “Buraya bir çeşme yapın baksanıza ‘hor hor’ su sesleri geliyor” der ve buraya bir çeşme yapılır. Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.
Okmeydanı:
Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş.
Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.
Şişli:
Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı
olduğu ve ‘Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘Şişlilerin
Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.
Şaşkınbakkal:
Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler,
burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala “şaşkın bakkal” yakıştırması yaptılar.
Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.
Sütlüce:
Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı.Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt,Sütlüce olarak anılır oldu.
Tahtakale:
Sözlük anlamı ‘kale altı’ olan Taht-el-kale’nin bozulmasıyla Tahtakale’ye
dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.
Taksim:
Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.
Teşvikiye:
Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin
adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve
Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.
Unkapanı:
Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘Kabban’ adını taşıyan büyük teraziler
bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.
Üsküdar:
Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer
aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar’a
dönüştü.
Veliefendi:
Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar
üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi’yle anılıyor.
9 Dilde İstanbul
Grekçe: Vizantion
Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Rumca: Konstantinopolis, Istinpolin, Megali Polis, Kalipolis
Slavca: Çargrad, Konstantingrad
Vikingce: Miklagord
Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli
Arapça : Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular Zamanında:
Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul
Osmanlıcada:
Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol,Darü’s-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü’l-Hilafetü’l Aliye,
Payitaht-ı Saltanat, Dergâh-ı Mualla, Südde-i Saadet
Evlilik Gelenekleri Ve Anlamları
07 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
Yüzük neden sol ele takılır?
Çok eski çağlarda tıp ile ilgili araştırmalar yapan ilk bilim adamları, bu parmaktan kalbe doğru, kesintisiz uzanan bir damar olduğuna inanırlarmış. Bu yüzden de evliliğin sembolü olan yüzüğün bu parmakta taşınması, o çağlardan günümüze uzanan bir gelenek olmuş.
Neden damat gelini öper?
Gelini öpmek eskiden evlilik anlaşmasının mühürü olarak kabul edilirmiş. Aynı zamanda gelinin ruhundan bir parçanın damada, damadın ruhundan bir parçanın da geline geçtiğine inanıldığı için bu gelenek günümüze kadar gelmiş.
Düğün pastası niye yapılır?
Pasta, verimliliğin ve iyi şansın sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Eski dönemlerde düğün törenlerinin sonunda gelinin başında bir ekmek kırılırmış. Buğdayın, kadın doğurganlığını temsil ettiği kabul edilirmiş. Davetliler de, şans getirmesi için ekmek kırıntılarından alırlarmış. 17. yüzyılda bir Fransız aşçı, bu ekmeğe daha güzel bir şekil vermeye karar vermiş ve ilk düğün pastasını ortaya çıkarmış.
Gelinler neden beyaz giyer?
Beyaz, Romalılar zamanından beri kutlamaların rengi olarak kabul edilir. 20. yüzyılın başında, bu renk masumiyetin ve temizliğin sembolü olmuştur. Günümüzdeyse beyaz yine saflığın ve temizliğin rengi. Ama artık başka renkleri tercih edenler de var.
Düğün sonunda neden çiftin üzerine pirinç atılır?
Bütün kültürlerde, pirinç bolluğun sembolü olarak kabul edilir. Bazı ülkelerde gelinler, ellerinde başak dalları taşır… Konuklar da, şans getirmesi için bunlardan alır.
Neden düğünün sonunda gelin buketi havaya fırlatılır?
Gelinin fırlattığı buketi yakalayan kişinin şanslı olduğuna ve kısa bir süre içinde evleneceğine inanılır.
Hristiyan düğünlerinde nedimeler neden bir örnek giyinir?
Bu, Romalılar’dan kalma bir gelenek. Bazı kötü ruhların, gelinle damadı lanetleyeceğine inanan Romalılar, bu lanetleri yanıltmak için düğüne şahitlik edecek kişilerden bazılarının gelin ve damada benzer giyinmelerini istermiş.
Güler misiniz Yoksa Ağlar mısınız?
07 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
YER : Kayseri
Siz hiç karanlıkta iyi göremediğiniz için yakıt deposunun, tam dolup dolmadığını çakmak yakarak kontrol etme cesaretini kendinizde buldunuz mu ?
Kayseri şehirler arası otobüs terminalinde 38 AS 991 plakalı yolcu otobüsüne mazot alan muavin Z. T. Deponun tam dolup dolmadığından emin olmak için çakmak çakarak kontrol etmek ister. Sonuç; Buharlasan mazotun parlaması ve muavinin yanık tedavisi için hastaneye kaldırılması.
YER : Diyarbakır
Lunaparkta gece bekçisi iki kafadar (zincirlerin ucuna bağlanmış salıncaklardan oluşan) uçan sandalyelere biner ve mekanizmayı çalıştırırlar. Ancak sandalyelerin merkezkaç kuvveti ile dönerek açılmasından dolayı durdurmak için şaltere ulaşamazlar ve sabaha kadar kimseye seslerini duyuramazlar… Bu bekçilerden biri hayatını kaybetmiş, diğeri ise gördüğü uzun tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamamıştır.
YER : Karabük
Siz demir çelik haddehanesinde çalışan bir isçinin, sigarasını yakmak için 600 tonluk preslerin arasından emekleyerek geçtiğini ve 2.450 santigrad derecedeki fırına ulaşmaya çalışırken son sigarasını yaktığını duydunuz mu?
YER : Giresun
Siz hiç birisinin, diş ağrısından kurtulmak için çenesine kursun sıktığını ve beynini dağıttığını duydunuz mu?.
YER : İstanbul, Sultanbeyli
Yuttuğu sineği öldürmek için ağzına Shelltox sıkıp, zehirlenerek kendisi de ölen zamane uyanığını …..
YER : Erzurum
Birçok ülkede insanlar berbere gidip traş olurlar, ama hiçbir berber, masaj amacıyla müşterisinin kafasını sağa sola çevirirken boynunu kırmaz.
YER : Bozcaada
Bankamatikten para çekerken başka bir ülkede elektrik çarpmasından ölmezsiniz. Türkiye’de ölürsünüz.
YER : Adapazarı
Siz hiç arabası ile yolda giderken radyoda duyduğu göbek havasıyla coşup, göbek atmak için aracını kenara çeken ve otoyolda göbek atarken arkadan gelen aracın altında kalıp ölen duydunuz mu. Söz konusu olay TEM otoyolu Sapanca mevkiinde cereyan etmiştir.
YER : Konya
Aynı işyerinde, biri gündüz biri gece vardiyasında çalışan ve ikisi de işine motosiklet ile giden baba oğulun, yolda karsılaşmaları normaldir, ama birbirlerine selam vermek için ellerini sallarken, kaza yapıp ölmesi sadece bizde vaka-i adiyedendir.
YER : İstanbul, Ayazağa
Gelişmiş ülkelerde, çalışan isçiler, üstlerindeki imalat artıklarını temizlemek için, birbirlerine kompresörle hava tutmazlar. Tutsalar bile, biri, şaka yapmak için kompresörü diğerinin poposuna dürtmez. Dürtse bile, diğeri “Ulan şaka öyle yapılmaz böyle yapılır” diye elindeki kompresörü şakacı arkadaşının poposuna dayamaz ve bağırsaklarını basınçtan patlatarak öldürmez.
YER : Kocaeli, Dilovası
Hangi ülkede bir gemi mühendisi, kontrol etmek için gemi kazanına girdiğinde, bir başkası gelip kazan kapısını kapatır ve kazanı ateşleyip …………
YER : Rize
Hangi ülkede, elektrik direğine yaslanıp, ayakkabısına giren taşı çıkarmak için ayakkabısını silkeleyen birisi, yoldan geçen bir başkası tarafından (cereyana kapıldığı zannedilerek, kurtarmak amacıyla temas etmeden) kürekle vurularak kurtarılmaya çalışılır?
YER : Trabzon
Siz hiç başka bir ülkede, bir insanin, tuttuğu futbol takiminin maçı, ya da siyasî partinin seçimi kazanıp kazanmayacağı hakkında bir “uzvu” üzerine iddiaya girdiğini, “eğer kazanamazsak, ben de bunu keserim” dediğini, iddiayı kaybedince Besmele ile abdest alıp, iki rekat namaz kıldıktan sonra “onu” kestiği ve kan kaybından öldüğünü duydunuz mu?
86 Eş
07 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Ilginc Seyler
84 yaşındaki Nijeryalı Muhammedu Bello Masaba, 86 eşinden 82’sini şeriat uyarınca boşamayı kabul etti.
NAN Ajansı, ülkenin orta kesimlerindeki Nupeland eyaletinde yaşayan ve eşlerinin sayısını 4′e indirmeye ilkin yanaşmayan Masaba’nın, dün akşam din adamlarıyla yaptığı son müzakere sonunda 4 eşli olmayı kabul ettiğini bildirdi.
“Cemaat-i Nasr-ül İslam” adı verilen şura, erkeklerin 4′ten fazla eşe sahip olamayacaklarını, 21 Ağustos’ta ilan etmişti. Yerel yetkililer de, 86 eşi bulunan Masaba’ya, eşlerinin sayısını 4′e indirerek şer’i hükümlere uyması için 2 gün süre vermiş, aksi takdirde Masaba’nın, eyalet topraklarını terketmesini istemişti.
Ajans, boşanma işleminin bugün başlayacağını bildirdi. Masaba, eşlerinden boşanması gerektiğini öğrenince, suç işlemediğini ve şeriatın çokeşliliğe sınır getirmediğini belirterek tepki göstermişti ….

