Kiminle Konuşuyor
Bankaya yeni bir memur atanır . Genç memura bir masa verilir ve görev yerinin orası olduğu söylenir . Genç masasına oturur ama masada ne kalem ne kağıt ne bilgisayar birşey yoktur . Kendisiyle alay edildiğini düşünerek hemen hemen telefona sarılır ve bankanın dahili numaralarının kayıtlı olduğu rehberden depo memurluğunu arar . Telefonda karşısına çıkan adama başlar bağırmaya , ne Allah’ın cezası heriflersiniz be masamda bir kalem bile yok ne işe yararsınız siz diye ağzına geleni sayar . Susunca telefonun diğer ucundaki kişi gayet sakin bir şekilde siz kiminle görüştüğünüzü biliyormusunuz der . Genç hayır kiminle diye alaycı bir şekilde yanıtlar . Ben bu bankanın müdürüyüm der karşıdaki ses . Genç yutkunur kısık bir sesle peki siz kiminle görüştüğünüzü biliyormusunuz efendim der . Hayır bilmiyorum der banka müdürü . Bunun üzerine genç , ohh çok şükür der ve telefonu kapatır …
Camcı Beaa
Kadının evinde cam kırılmıştı. Camcıyı aradı ve sipariş verdi. Yarım saat sonra zil çaldı. Kadın megafondan seslendi: – Kim o? – Camcı bea.. Kadın kapıyı açtı ve camın takılacağı yeri gösterdi. Beş dakika sonra yine zil çaldı. – Kim o? – Camcı bea.. – Yanlışlık var. Az önce bir camcı gelmişti. – Düştük bea..! ( ;
İyi ve Kötü Haber
Adam bir gün eve gelir adam ev halkına şöyle der : size bir iyi bi kötü haberim var ev halkı ilk önce iyi haberi dinlemek ister adam patronum maaşımı 1 milyardan 3 milyar yaptı der ev halkı sevinçten havalara uçar şarkılar söylerler sıra kötü habere gelir adam ürkek bir ifadeyle : işten atıldım… ( ;
Fıkra : temel ve azrail ( ;
Azrail temelin yanına gelir ve kardeş vaktin tamam hadi gidelim der.
Temel de uyanık ya yalvarır bana 5 yıl süre ver ondan sonra gel al canımı azrail tamam der temel de kendi kendine pilot olursam beni havada yakalayamaz derken 5yıl sonunda azrail pilot temelin yanına gelir ve vakit doldu gidelim der
temelde şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne olacak der
azrail : oglum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten ( ;
Erzurumda spor
Erzurum Beden terbiyesi il müdürlügünün eski kayıtlarında spor dallari söyle sıralaniyor;
1. Çimme dali (yüzme)
2. Gumbuz dali (boks)
3. Seyirtme dali (atletizm)
4. Cilit dali (cirit)
Hak
Nasıl ayın yaptıklarini soran bir Bektasiye Mevlevi:
“Hak, deyip döneriz!” demis.
Bektasi su cevabi vermis:
“Yok azizim, biz Hak denilince dururuz!”
Bağdatlı Temel
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir de Bağdat’lı Temel barda oturmuş içki içiyorlarmış. Amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:
“Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika’da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz” demiş.
İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:
“Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz” demiş.
Bunun üzerine Temel de buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikalı ve İngiliz’i vurup öldürmüş:
“Bağdat’ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz” demiş. ( ;
Temel ve kamyonu
Temelin eski model bir
kamyonu varmış. Bir gün aldığı yükü ankaraya götürmek için yola
çıkmış… Bir kırmızı ışığa gelmişler temel basmış frene ama
ne
fayda durmamış araba ve öndeki son model BMW ye arkadan
çarpmış.
Temel inmiş aşağıya başlamış yalvarmaya :
-
Abi
affet beni hem sadece tampon kırılmış dokunmaz sana…
Adam
acımış haline:
- Tamam git affettim.. Demiş
temel binmiş
kamyona
yine kırmızı ışık basmış frene yine durmamış yine aynı
BMW ye
çarpmış
Başlamış yalvarmaya:
- abi ben ettim sen
etme affet
benim onu ödemem için ömür boyu çalışmam gerek hem zaten
vurduydum hasar
çoğaldı sadece sana dokunmaz anbi…
Adam
acımış yine temele yine
affetmiş temeli..
Binmiş kamyona temel yine
kırmızı ışık yine
durmamış yine vurmuş BMW ye … Bu sefer hiç
inmemiş kamyondan temel camdan
kafayı uzatıp bağırmış…
–
Benim abi benim DEVAM ET…
Patron ve Çocuk
Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir.
Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi “Alo” der.
Patron sorar “Baban evde mi?”
Çocuk fısıldayarak cevap verir “Evet”
Patron sorar “Onunla konuşabilirmiyim?”
Çocuk fısıldayarak cevap verir “Hayır”
Patron şaşırarak “Peki annen evde mi?”
Çocuk fısıldayarak “Evet”
Patron , “Peki onunla konuşabilirmiyim?”
Çocuk yine fısıldayarak “Hayır”
Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar,
“Orada başka kimse var mı?”
“Evet” der çocuk fısıldayarak , “Bir polis memuru var”
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar
“Memur beyle konuşabilir miyim?”
“Hayır” der ufaklık, “Şu anda meşgul”
İyice meraklanan patron: “Neyle meşgul?”
Çocuk fısıldayarak cevaplar: ” Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor”
Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar “Bu ses de ne? Diye sorar.
“Bir helikopter” der çocuk, hala fısıldayarak.
Panikleyen patron: “Neler oluyor orada” diye sorar
Çocuk hala fısıldayarak: “Arama kurtarma timi geldi”
Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: “İyide neyi arıyorlar”
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir “Beniiiii”
Bir arkadaştan gelen mail!
Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:
“Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.
Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah…
- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?
Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt’takilere şu sekilde yazacaktım:
“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”
1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.” Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..
Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:
“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”,
“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”,
“Bayramını kutlar, gözlerinden öperim”
…
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!… 738, 918..
2,5 paket Samsun’u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!
Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte “Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim”e başladım..
Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.
209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.”
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.”
“Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.”
…
Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:
“Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken..”
“Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim..”
“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”
“Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim..”
“Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi’ye tebrikli günler dilerim..”
“Sizin de eşinizin de Niyazi’nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim..”
“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”
“Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi’ye başarılar diler aynı zamanda ederim..”
“Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi’nin gözlerinden öperim..”
“Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken..”
“Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra”
“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”
“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”
“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: “Aferin” dedi.
“Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!” Bizde HEMEN POSTALADIK!..
3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..
***
Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi’yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı?
)))
Selametle kalınız.

