Sigaranin Zararlarini izle
Oksurugu Hafife Almayin
Basit bir sorun gibi gözüken öksürük, aslında önemli bir hastalığın da habercisi olabilir…
Kışın soğuk algınlığı sendromuna neden olan virüsler ve bakteriler daha yaygın olarak havada bulunduğu için insanlar pek çok hastalıklara yakalanma riski artıyor. Uzmanlar, bu dönemde sık görülen öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, öksürüğün mutlaka bir hastalığın belirtisi olacağına dikkat çekti.
Özel Tekden Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Uzmanı Dr. Hacer Özkan, bazı hastalıkların habercisi olarak da karşımıza çıkabilen öksürüğün, uzaması durumunda kişinin performansını düşürdüğünü ve ani oluşan öksürüklerin ise astım krizinin gelişini ifade ettiğini söyledi. Öksürüğün anlamı, yabancı uyaranlara karşı vücudun geliştirdiği savunma mekanizması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Dr. Hacer Özkan, öksürüğün şekillerini ve anlamlarını şu şekilde anlattı: “Öksürük vücudun savunma mekanizmasıdır. Solunum yollarındaki salgılama veya yabancı cismin refleks yolu ile atılması nedeni ile oluşur. Normal bir reflekstir. Ancak bazen normal olmayan refleks olarak da karşımıza çıkabilir. Öksürüğün tipleri vardır. Kronik ve akut öksürük olmak üzere sınıflandırılabilir. Akut öksürük özellikle çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları, yabancı cisim, sıvı veya katı bir maddenin emilmemesi akla gelir. Kronik öksürük ise 3 haftadan uzun süren öksürük olarak tariflenir.
Kronik öksürüklerde astım, kronik bronşit, tüberküloz, sinüzit, reflü, verem ve akciğer kanseri gibi birçok hastalık düşünülmelidir. Bununla birlikte öksürüğü yaş ve kuru olarak sınıflandırabiliriz. Kuru öksürük beraberinde balgam çıkarılmayan olarak tariflenir. Yaş öksürük ise birlikte balgam çıkarılan olarak tariflenir. Akut öksürüğün sık nedenleri arasında üs solunum yolu enfeksiyonları ve soğuk algınlığı gelmektedir. 3 haftadan fazla öksürük şikâyeti olan hastaların mutlaka hekime başvurmaları gerekmektedir. Öksürükle beraber kan tükürmede varsa hastalarda, Tüberküloz, bronşit ve akciğer kanseri belirtileri olabileceğinden mutlaka hekime başvurulmalıdır.”
Uzman Dr. Hacer Özkan, öksürüğün bir hastalık değil bir belirti olduğuna işaret ederek, “Öksürükten çok öksürüğe neden olan hastalığı tespit edip bunu tedavi etmek gerekir. Öksürüğü kendiniz tedavi etmeye kalkarsanız, eğer altta yatan farlı bir hastalık var ise biz bunun tanısını geciktirmiş oluruz. Dolayısıyla tedavide de gecikmeye yol açmış oluruz. Akciğer kanseri, kronik bronşit ve astım gibi hastalıklarda da gecikmeden meydana gelmektedir.” diye konuştu.
Uzmanlar uyariyorlar
Türk Tabipler Birliği Pandemi İzleme Kurulu üyeleri tarafından domuz gribiyle ilgili Istanbul tabib odasi’nda düzenlenen toplantıda “domuz gribi aşısı olma” çağrısında bulunuldu
“Hükümete temel sorumluluklarını hatırlatmayı bir görev biliyoruz” diyen Aksu, katkı ve ilaç katılım paylarını ödeyemeyecek durumda olan vatandaşların varolduğuna da dikkat çekti. Bunların sağlık hizmetlerini almada en temel sorun olduğunu söyleyen Aksu, ilerleyen günlerde zatürre sayısının artacağına dikkati çekerek, zatürreyle başetmek için tüm hastanelerde yoğun bakım ünitesi sayısının artırılması gerektiğine işaret etti.
GÖZ TANSİYONUNUN BELİRTİLERİ
29 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Genel Kültür, Saglik
Göz TAnsiyonunun beLirtileri
Göz tansiyonunun nadir görülen türünde bulantı, kusma, ağrı, görme bulanıklığı olabilir. Aci kapanması göz tansiyonu dediğimiz bu türü hastaların az bir kısmını oluşturduğu için, diğer göz tansiyonu hastalarında bu tür belirtiler ortaya çıkmayabilir.
Kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom çeşidinde genellikle belirgin bir belirti yoktur. Yakınlarında glokomlu bir hasta olan kişiler, gözlerinde yorgunluğa bağlı hafif bir ağrı, kanlanma gibi şikayetleri olduğunda hemen bunun glokom (=göz tansiyonu) belirtisi olabileceğini düşünürler. Bu kişilerin şüpheden kurtulmaları için göz muayenesi olup göz tansiyonlarının ölçülmesi doğru olacaktır. Glokomda, bazen gözde hafif ağrılar, günün bazı saatlerinde bulanık görmeler gibi belirtiler görülebilir. Fakat çoğunlukla hiçbir belirti vermez.
En sık rastlanan açık açılı glokom en az belirti veren glokom türüdür. Görmede belirgin azalma ve ağrı hissedilmediğinden bu glokom çok geç fark edilir.
Sabahları belirginleşen baş ağrısı ; geceleri ışık etrafında ışıklı halkalar görme kapalı açılı glokom tipinin belirtileridir. Bu nedenle, hastalığın erken teşhis edilmesi ancak 45 yaşın üstünde olan kişilerin bir göz uzmanı tarafından yapılan rutin göz muayenesi taraması ile mümkündür.
Göz tansiyonu ani olarak yükseldiğinde oldukça çarpıcı belirtilerle karşımıza çıkar. Gözde ve göz arkasına yayılan şiddetli, delici tarzda bir ağrı, bunun yanında görme bulanıklığı, cisimlerin etrafında renkli haleler görme, bulantı ve kusam en belirgin şikâyetlerdir.
Genellikle ani göz tansiyonu yükselmesi ile karşılaşılan hasta sayısı azınlıktadır. Asıl büyük grupta göz tansiyonu yavaş yavaş artar ve göz, bu artışa uyum sağlar, yani ağrı duyulmaz.
Hastalık herhangi bir belirti vermeksizin yalniz boyu ilerlemeye devam eder. Belirtiler başladığında ise çoğu kez geç kalınmış olur.
Anahtar kelimeler : göz tansiyonunun belirtileri, göz tansiyonu belirtileri, göz tansiyonun belirtileri
NÜKLEOPLASTİ
27 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Kategorilenmemiş, Saglik
nükleoplasti
Time Dergisi’nin son sayısındaki habere göre ABD’de yetişkinlerin yüzde 80′i yaşamlarının bir bölümünde bel ağrısı çekiyor. Araştırmalara göre bel ağrıları soğuk algınlığından sonra en fazla işgücü kaybına neden olan hastalık. Bel hastalıklarının büyük bir bölümünden fizik tedavi ya da reçetesiz satılan ilaçlarla kurtulmak mümkün. Ama bazı hastalar için her şey bu kadar kolay değil. Ancak “Nükleoplasti” yöntemi, her yola başvurmalarına rağmen çözüm bulamayan bel hastalarının imdadına yetişiyor. Nükleoplasti, minimal “disk herniasyonu” olan, yani disk kaymasının tehlikeli boyutlara ulaşmadığı hastalara uygulanabiliyor.
Bel fıtıkları, omuriliğin esnemesini sağlayan jelimsi maddenin dışarı çıkarak sinirlere baskı uygulamasından kaynaklanıyor. Nükleoplasti, sinirler üzerindeki bu baskının kaldırılmasını sağlıyor. Bu tedavi yönteminde hastaya lokal anestezi yapılıyor ve az miktarda sakinleştirici veriliyor. Bir iğneyle sorunlu diske ulaşılıyor. İğneye X-ray ışınları yol gösteriyor. İğneye tutturulmuş, çubuğa benzer bir cihazla sinirlere baskı yapan, dışarı taşmış jelimsi maddeye ışın veriliyor. Bu ışınlar jelimsi maddeyi ısıtıp buharlaştırıyor. Operasyondan sonra hastalar bir hafta içinde güç kazanabilmek için fizik tedavi programına başlayabiliyorlar.
California’daki Standford Omurilik Merkezi baskani Dr. Yung Chen’e göre ABD’de şimdiye kadar 2.500 hastaya bu yöntem uygulandı. 5 ila 7 bin dolara mal olan operasyonlarda yüzde 70 başarı sağlandı. Buna rağmen Dr. Chen’e göre, nükleoplasti tamamen risksiz bir yöntem değil. Bu yöntemin uygulandığı hastalarda nadiren de olsa kanama, enfeksiyon ve sinir tahribi gibi komplikasyonlar görülebiliyor. Ancak bu yöntemin bel fitigi ameliyatlarından daha sorunsuz olduğuna dikkat çekiliyor.
DÜNYADA DA YAPILIYOR
Disk nükleoplasti işlemi, dünyada yaklaşık 4 yıldır uygulanıyor. Amerika’da şimdiye dek 20 bin hasta bu yöntemle başarıyla tedavi edildi. Türkiye’de ise ilk kez iki yil önce 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılmaya başlanan uygulama ile yaklaşık bin hasta tedavi edildi. İstanbul’da sadece Koşuyolu Hastanesi’nde yapılan ve geçtiğimiz hafta uygulanmaya başlanan yöntemden şimdilik 5 hasta yararlandı. Ancak saglik güvencesi olan her hastanın tedavi edildiği Koşuyolu Hastanesi’nde, operasyon için şimdiden onlarca hasta sırada bekliyor
Aşırı Sıcak Kalp Hastalarının Düşmanıdır
27 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Kategorilenmemiş, Saglik
Aşırı Sıcak Kalp Hastalarının Düşmanıdır
Kalp krizini “Kalp krizi, kalp kasını besleyen kroner damarların tamamen tıkanması ve bu tıkanıklığın belli bir süre sürmesi sonucu kalp kasının bir kısmının ölmesidir” diye tarif eden Dr. Kulan, ailesinde kalp krizi geçiren ve şeker, tansiyon, kolesterol yüksekliği problemleri bulunan fazla kilolu, sigara içen insanlarda kalp hastalığının daha sık görüldüğünü söyledi.
Yoğun iş temposu içinde olup kendine vakit ayırmayan insanların kalp hastası olma riskinin yüksek olduğunu belirten Dr. Kulan, “Özellikle yoğun iş temposunun yanında düzensiz yemek yiyen, egzersiz yapamayan, kilosuna dikkat etmeyen, sigara içenlerin kalp hastası olma riski fazladır. Göğsün orta yerinde baskı veya basınçlı şekilde ağrı varsa, özellikle bu ağrı yokuş çıkarken başlayıp kişi dinlendiğinde geçiyorsa, ilk aşamada kalp hastalığı düşünülmelidir. Kalp krizi, kişi hiç hareket etmediği halde, çok şiddetli ağrının başlamasıyla ortaya çıkar. Beraberinde nefes darlığı, sol kol ağrısı, soğuk terleme ve bulantı da görülebilir” diye konuştu.
Dr. Kulan, kalp hastalarının öncelikle kilo almaması gerektiğine dikkat çekerek, “Kroner hastalığı olan, kalp krizi geçirmiş insanlar kolesterolden zengin yiyeceklerden kaçınmalıdır. Katı yağlar, kırmızı etli yiyecekler, yumurta sarısı ve yağlı süt, yogurt peynir gibi yiyecekler kolesterol bakımından zengindir, dikkat edilmelidir. Yüksek tempoda yürüyüş, yüzmek, bisiklete binmek, koşmak idealdir” şeklinde konuştu.
Kalp krizi geçiren hastaların cinsel yaşamlarıyla ilgili bilgi veren Dr. Kulan, “Cinsel aktiviteyi, yoğun ani fiziksel hareket gibi düşünmek gerekir. Kalp krizi sonları hastaların bu tip eforlu aktiviteleri yapıp yapamayacağını anlatmak için belli testler uygulanır. Hatta gerekirse anjiyokrafi balon işlemi, by-pass ameliyatıyla tedavi edilerek bu tip egzersizlerin güvenli yapılması sağlanır” dedi.
Kaplıcaların Hastalıklara faydaları ve yararları
Kaplıcaların Hastalıklara faydaları ve yararları
- Kaplıca Mevsimi: Bölgenin iklim şartları dikkate alınarak tespit edilir. Genelde memleketimizde yerleşmiş kaplıca ve içmelerin mevsimi 15 Mayıs – 15 Eylül arasıdır.
- Kaplıcalarda Tedavi Süresi (Kür): Gerekli faydayı sağlamak için 3 haftalık bir tedavi ve en az 21 banyo tavsiye edilir.
- Banyo zamani ve Süreler: Banyoya girmeden önce; küçük ve büyük abdest yapmak, banyoda hareketsiz durmak gerekir. Banyodan çıktıktan sonra da; kurulanılmaz, havlu veya bornoza sarılınır, ılık odada 1 saat kadar yatılır. Bu süre içinde, vücut terler. Sonra giyinilir ve 1 saat kadar daha aynı odada kalınır.
- Birinci Banyo; kahvaltıdan önce aç karnına veya kahvaltıdan 1 saat sonra,
- İkinci Banyo; akşam yemeğinden 2 saat önce alınması halinde azami derece fayda sağlanır.
- Banyoda kalma süresi: İlk gun 10 dakika; sonrakilerde ise, hastanın bünyesine ve hastalığa göre, 12-20 dakika arasındadır.
- İçme Kürü: Kronik hastalıklarda tavsiye edilir. Süresi 3-6 hafta olmalıdır. Birinci gün; aç karnına bir defada 6 su bardağı (1.5 litre); ondan sonraki günler; sabah, öğle ve akşam yemeklerinden yarım saat önce ikişer su bardağı içilir.
HASTALIKLAR
- Böbrek ve idrar yolları hastalıkları: Kronik ve odemsiz böbrek iltihabları, mesane iltihabı, idrar taşlarıyla ilgili hastalıklarda; karbonatlı, hidrokarbonatlı sulardan faydalanılır. Bu sularin prostata iyi geldiği tespit edilmiştir.
- Deri Hastalıkları: Bütün deri hastalıklarında; tuzlu, kükürtlü ve çamurlu sulardan faydalanılır.
- Hormonel hastalıklar: Bu hastalıklara, radio-aktiviteli sular iyi gelir.
- Göz Hastalıkları: Kükürtlü ve iyotlu sulardan faydalanılır.
Kadin hastalıkları: Bu konuda doktor tavsiyesi olmadan kaplıca tedavisi uygulanması doğru olmaz. Ateşli kadın hastalıklarında ve hamile kadınlarda kaplıca tedavisi son derece dikkatli ve mutlaka hekim gözetiminde yapılmasında fayda vardır. Bunların dışında Aybaşı bozuklukları, kronik rahim hastalıklarında; kükürtlü, çamurlu ve radio-aktiviteli sulardan faydalanılır. - Kalp ve kan dolaşımı hastalıkları: İleri derecede kalp, kan dolaşımı ve damar sertligi de kaplıca tedavisi uygulanmaz. Diğerleri için tuzlu, iyotlu ve radio-aktiviteli sulardan faydalanılır.
- Mide ve bağırsak hastalıkları: agir mide nezlesi, mide tümörü, sifilitik gastrit ve pilor daralmalarında kaplıcalardan faydalanılmaz. Kronik gastrit, kronik bağırsak nezlesi, bağırsak gazları, hazımsızlık ve kronik kabizlik larda ise; hidrokarbonatlı, sülfatlı sulardan faydalanılır.
- Romatizmal hastalıklar: Akut ve ateşli romatizmada, kaplıca tedavisi uygulanmaz. Kronik romatizmada ise; tuzlu, karbonatlı, sülfatlı, kükürtlü, radio-aktiviteli ve çamurlu sulardan faydalanılır.
- Safra kesesi ve Karaciğer hastalıkları: Safra kesesi, karaciğer, pankreas hastalıklarında; karbonatlı, hidrokarbonatlı ve sülfatlı sulardan faydalanılır. İleri safhadaki Siroz’da kullanılmaz.
- Sinir sistemi hastalıkları: Siyatik, lumbago, nevralji, nevrasteni, psikasteni ve nevroz gibi sinir hastalıklarında; tuzlu, çamurlu ve radio-aktiviteli sulardan faydalanılır.
- Solunum yolu hastalıkları: Astim, bronsit gibi solunum yolu hastalıklarında; tuzlu, iyotlu ve kükürtlü sulardan faydalanılır. İleri derecedeki verem, damar sertliği ve kalp hastalıklarında kullanılmaz.
- Şeker hastalığı: Sodyum bikarbonatlı sulardan faydalanılır
Diş beyazlatma için en uygun mevsim
Düğün, yaz partileri ve birçok davetin düzenlendiği yaz mevsiminde dış görünüşümüze çok daha fazla özen gösteririz. Cildimiz, saçlarımız kadar yüzümüzün aynası olan dişlerimiz bu dönemde daha bakımlı olsun isteriz…
Diş Hekimi Dr. Özkan Çankaya, yaz aylarında özel günlerin artması ile birlikte diş beyazlatma yönteminin oldukça tercih edildiğini vurguluyor ve yöntemin ayrıntıları ile ilgili bilgiler veriyor.
Yaz aylarının trendi Bleaching yöntemi…
Çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş dişleri beyazlatmak veya kişiye özel diş rengini birkaç ton açmak için kullanılan Bleaching iki farklı yöntem ile gerçekleşebiliyor. Son yıllarda gelişen teknikler ile son derece kısa ve zahmetsiz uygulamalar sayesinde pırıl pırıl dişler sizi davetlerde fark edilir kılıyor.
Dilerseniz evde dilerseniz klinik ortamda beyazlatma gerçekleşebiliyor…
Kısa sürede, son derece etkili sonuçlar alınabilecek bir uygulama olan Power Bleaching, klinik ortamda sadece 1 saatte gerçekleştirilebiliyor. Beyazlatıcı jel ve ışıktan oluşan yöntem ile diş rengi hızlı ve güvenilir bir şekilde yaklaşık 6 – 8 ton açılabiliyor.
İkinci yöntem olan “Home Bleaching” de ise ağızdan alınan basit bir ölçü ile kişiye özel plastik ağızlıklar hazırlanıyor. Bu ağızlıklar ev ortamında belli bir süre takılıyor. 7- 10 gün arasında bir sürede yaklaşık 6 – 7 ton renk beyazlama sağlanıyor. Dr. Özkan Çankaya maliyeti daha düşük bir uygulama olduğu için bu yöntemin daha fazla tercih edildiğini vurguluyor.
Power Bleaching hakkında bilinmesi gerekenler…
İşlem hemen herkese kolay ve zahmetsizce uygulanabiliyor. İşlem sonrası hassasiyet minimum seviyededir.
Uygulamada dişler ve diş etleri zarar görmez.
Elde edilen renk uzun süre korunur. Ancak ağız bakımı ve alışkanlıklara bağlı olarak 6 – 12 ay arasında doktor kontrolü gerekebilir.
Yaklaşık bir saatlik işlem sonrası dişler 6 – 8 ton açılır.
Home Bleaching hakkında bilinmesi gerekenler…
Ev tipi beyazlatma işlemi yaklaşık 10 gün sürer,
Diğer beyazlatma yöntemine göre daha ucuzdur,
Tedavi sürecinde kahve, kola, çay, kırmızı şarap gibi renkli içecekler kullanılmamalı, uygulama sonrasında ise minimum düzeyde tüketilmelidir,
Uygulama süresince sigara kullanılmamalıdır
Sebzeyle gelen sağlık
Akdeniz Diyeti yaz için en uygun diyettir. Bu mutfakta lezzet ile sağlık, mutfak kültürü ile dengeli beslenme doğal olarak birleşmiştir.Sebze, Akdeniz yemeklerinin önemli bir kısmını oluşturur, yıl boyu her mevsimde bol olan sebze sıkça yenilir. Yemek hazırlanırken mümkün olduğunca yiyeceğin doğallığını bozmadan pişirmeye özen gösterilir. Yemeklerde ağız tadı önemli olduğu kadar, görünüşüne de çok önem verilir ve göze hitap etmesi için doğal garnitürlerle (yeşil veya siyah zeytin, yeşil sebzeler, kuru üzüm kullanılır) süslenir.
Tüm dünyada yağı az (özellikle doymuş yağı), posası fazla, tuz oranı düşük olan tipik Akdeniz mutfağı sağlıklı beslenme olarak önerilmektedir.
Bu beslenme şekli kırmızı ete az yer verir; balık, tahıl sebze meyve ve lif ağırlıklıdır, zeytin ve zeytinyağı en önemli besindir; süt, yoğurt ve peynir protein kaynağı olarak balıkla birlikte yer alır.
Bu beslenme tipi kalp damar hastalıkları ve kansere karşı koruyuculukla uzun ve kaliteli bir yaşamın temel anahtarıdır.
Hastalıklardan da koruyor
Sebze ağırlıklı beslenen vejetaryenlerle, vejetaryen olmayanların karşılaştırıldığı bir araştırmada, total kolesterol, trigliserit, düşük dansiteli lipoprotein (LDL) vejetaryenlerde daha düşük bulunmuştur. Bu da vejetaryenlerin doymuş yağı az olan diyetle ve kolesterolü düşük besinlerle beslenmelerine bağlanmıştır.
Sebze tüketiminin fazla olmasıyla diyet posası ve vitamin mineral düzeyinin artması kişileri kanser (özellikle kolon kanseri), diabetus mellitus gibi birçok hastalığa karşıda korumaktadır.
2. gün Akdeniz Diyeti
SABAH
1 dilim tam çavdar ekmeği
50 gram lor peyniri
1 tatlı kaşığı zeytinyağı, kekik, pul biber, taze fesleğen domates, yeşilbiber, maydanoz şekersiz açık çay
Ara öğün
1 dilim karpuz
öğlen
1 kase mercimek salatası
1 dilim az yağlı beyaz peynir
1 dilim tam çavdar ekmeği
Ara öğün
1 dilim peynir
2 kepekli grissini
5 yeşil zeytin
AKŞAM
6 çorba kaşığı zeytinyağlı kabak yemeği
3 çorba kaşığı bulgur pilavı cacık veya ayran
Ara öğün
1 şeftali
10 fındık
GÜNÜN TARİFİ:
Mercimek salatası
Mercimeği bir gün önceden ıslatın ve ertesi gün haşlayıp soğutun, dilediğiniz tüm yeşillikler, taze veya kurutulmuş domates, kuru nane, kekikle geniş kapta salata hazırlayın. 6 çorba kaşığı haşlanmış mercimek, 2 tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin.
Kısa günün kârı Mercimek, içerdiği lifler sebebiyle tok tutar ve bitkisel protein kaynağıdır, hayvansal protein olan peynir ile daha dengeli bir öğün geçirmiş olacaksınız, afiyet olsun.
DİYETİ UYGULARKEN
Gün boyunca 4-5 fincan açık ve şekersiz siyah çay, daha fazla miktarda şekersiz bitki çayı ile en fazla 2 fincan kahve içilebilir.
Su tüketimi kadınlar için günlük en az 8 -10 bardak, erkekler için ise en az 10-12 bardak olmalıdır. Gerekli durumlarda alkol tüketimi kadın için haftada 2-3 kadeh erkek için 4-5 kadeh ile sınırlandırılmalı ve şarap tercih edilmelidir.
Salatalara 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile 5 adet zeytin değişebilir.
Sebze yemeklerinde 1 kg için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanılmalıdır, yasak sebze yoktur tüm sebzeler tüketilebilir (patates ekmek yerine geçer sebze olarak düşünülmemelidir). Gün içinde istenildiği kadar salatalık, domates, marul yaprağı yenilebilir.
Çocuğunuzun söz söyleme çabasını övgüyle pekiştirin
Ebeveynler bebekleri konuşmaya başladıklarında oldukça heyecanlanabilir. Çocuğun ilgiye, konuşmaya, dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bebeklerin gelişim aylarına göre dil gelişimi ve yapabilecekleriniz..0 – 1 Yaş Bu ilk aylarda konuşmanın temelleri atılmıştır. Bebek siz konuşurken mırıldanarak ya da gülümseyerek cevap verir. Bebekle konuşurken diğer yetişkinlerle konuştuğunuz gibi davranın. Birşey söyleyin ve sizi yanırlamasını bekleyin., ardından tekrar birşey söyleyin. 12 – 18 ay arası Çocuğunuzla iletişiminizde basit ve kısa cümleler kurun. Doğal bir formda ancak anlaşılır ve açık konuşun. Çocuğunuzun sözcük kazanımı için, tercihli sözcüklerle soru yönelterek model olun. Oynayabileceği bazı oyuncaklar sağlayın. Örneğin
18 – 24 ay arası
bebeğin aylara göre gelişimiYaptığınız aktiviteleri ve ne olduğunu anlatıp tamamlayın.
Birlikte bazı günlük aktiviteler yapın, böylece çok şey olacaktır.
Çocuğunuzu oyun içinde gerçek nesnelerle oynamaya teşvik edin.
Resimli olay ya da nesne kartlarıyla grup oyunları oynayın, bulmacalar çözün.www.kadinca.net
Geçmişten, günümüzden ve gelecekten söz edin. Yarın büyükanne gelecek gibi
Öncelikle çocuğunuzun çıkarabildiği bir ses varsa bu sesle başlayan ve ya da çevresinde bulunan nesneleri sözcük daparcığına kazandırmayı hedefleyin. Bu sözcüğü basit cümlelerde ve duruma uygun ifadeleri içinde kullanın.
Aile ne zaman yardım istemeli?
Çocuğun seslere tepki vermemesi,
Çocuğun nbe söylediğinin anlaşılmaması,
Ailenin öyküsünde, bir dil ve konuşma gecikmesi olması,
Çocuğun konuşma ve dil gelişiminin yaşıtlarına göre farkedilir bir şekilde geride olması durumunda yardım istenmelidir.Konuşmayı öğrenmesine yardımcı olmak için;
Çocuğunuzla konuşmak için zaman ayırın. Yaptıkları ve kendi yaptıklarınız hakkında sohbet edin.
Onunla konuşurken siz birşey söyledikten sonra yanıt vermesini bekleyin.www.kadinca.net
Onunla TV, radyo gibi gereksiz seslerin olmadığı ortamda konuşun.
Konuşurken ona bakın ve sizi dikkatli dinlediğinden emin olun.
Çocuğun yanlış kullandığı sözleri doğru model olarak kısa cümleler halinde tekrar edin.www.kadinca.net
İşaretle konuşmaya çalıştığında süt mü istiyorsun gibi cümlelerle ona örnek olun ve istediği şeyi verek örnek olun.
Çocuğunuzun söz söyleme çabasını övgüyle pekiştirin.

