SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ
Sağlıklı olmak, insan mutluluğunun öncelik taşıyan bir öğesidir. Sağlık genellikle kendiliğinden var olan bir durum olarak algılanır. Oysa sağlıklı olma uğrunda çaba gösterilmesi gerekir. Hatta bugünkü bilgilerimiz bize bu uğraşın daha doğum öncesi dönemde başlaması gerektiğini göstermektedir. Doğal olarak bu aşamada yapılması gerekenler, anne ve babalara düşmektedir. Olaya nesillerin sağlığı olarak bakıldığında, sağlığın ve sağlıksızlığın nesiller boyunca aktarılabileceği görülür. Anne ve babalar genetik özelliklerinin yanı sıra kendi sağlıklarına gösterdikleri özenle bebeklerine sağlık aktarabileceklerini bilmelidirler.
Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük yaşamımızda uygulamamız gereken küçük ve kolay çabalardan oluşur. Nerede olursa olsun günlük yaşamı düzenleyen bazı temel kuralların bilinerek uygulanması, sağlığın korunmasını ve diğer bireylerle paylaştığımız yaşamı kolaylaştırır. Bu kurallardan en önemli bazıları temizlik, sağlıklı beslenme, bedensel ve zihinsel çalışma, düzenli yaşam, sigara, alkol, uyarıcı ve uyuşturucu maddelerden uzak durma, kazalardan korunma, sorunlarla başa çıkmada doğru ve uygun yöntemler kullanmadır.
Çoğunlukla günlük çabalarda hedefin mutluluk olduğu varsayılır. Oysa altta yatan asıl neden güvenlik duygusudur. Çünkü hayatta kalmayı sağlayan en ilkel dürtü korkudur ve güvenlik duygusu korkunun yatıştırılmasıyla ortaya çıkar. Kendimizi güvende hissedebilmemizin ilk koşulu ise bilmektir. Ancak bildiğimiz şeyi, bildiğimiz kadarı ile kontrol edebiliriz. İkinci basamaksa bilginin eyleme dökülmesidir. Bilgimizi davranışımıza yansıtamıyorsak bu bilgi bizim için huzursuzluk kaynağı olmaktan öteye geçemez. Bir sonraki aşama ise paylaşarak çoğaltma, yandaş oluşturmadır. Bunun için bilgimize dayanan doğru bulduğumuz davranışı kurallaştırmaya çalışırız. Toplum içindeki pek çok kural bu yolla oluşmuştur. Zaman içinde altta yatan bilgi evrimleştikçe kurallar da değişecektir.
Bugün sağlıklı yaşam için bilinmesi gereken başlıca kurallar şunlardır:
I. TEMİZLİK
C. SAÇ TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
D. YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ
E. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
1. Diş Çürümesi
2. Diş Eti Hastalıkları
3. Dişlerin Gelişim Bozuklukları
4. Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?
5. Diş Fırçalama Tekniği
6. Diş İpi Kullanımı
F. MEMELERİN BAKIMI
G. CİNSEL BÖLGENİN TEMİZLİĞİ
1. Adet Döneminde Temizlik ve Bakım Nasıl Yapılmalıdır?
2. Tuvalet Sonrası Beden Temizliği
H. EL VE TIRNAK TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
İ. AYAK TEMİZLİĞİ
J. BANYO YAPMA
Cinsel İlişki Sonrası Temizlik
II. SAĞLIKLI GİYİNME
III. ORTAMIN TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
A. FARKLI ORTAMLARIN TEMİZLİK ÖZELLİKLERİ
1. Yerler ve Yüzeyler
2. Buzdolabı
3. Lavabo ve Tuvaletler
B. YİYECEK VE İÇECEKLERİN TEMİZLİĞİ
C. BESİNLERLE İLGİLİ HİJYEN KURALLARI
D. MUTFAKLA İLGİLİ HİJYEN KURALLARI
E. ATIKLAR
IV. BESLENME
V. HAREKETLİ YAŞAM
VI. DÜZENLİ YAŞAM VE UYKU
VII. ÇALIŞMA ORTAMI
VIII. GÜNLÜK YAŞAMDA STRESLERLE BAŞA ÇIKMA
IX. ZAMAN YÖNETİMİ
X. SİGARA, ALKOL, MADDE KULLANIMI
1. Bağımlılık Nedir?
2. İradesiz Kişiler mi Bağımlı Olur?
3. Ne Kadar Alkol İçmek Risklidir?
4. Esrar, Bağımlılık Yapar mı?
5. Ecstasy Bağımlılık Yapar mı?
6. Uyuşturucu Bazı Ülkelerde Serbest mi?
7. Ara Sıra Kullanmak Zararlı mıdır?
8. Herkes Uyuşturucu Kullanıyor ve Onlara Bir Şey Olmuyor! (mu?)
9. Arkadaşımın Uyuşturucu Kullanması Beni Etkiler mi?
10. Uyuşturucu Sadece Kullanan Kişiye mi Zarar Verir?
Depresyonu yenmek için koşun
Fransız klinik psikiyatri profesörü Schreiber, depresyonu yenmek için anti – depresan ilaçlar yerine koşmayı tavsiye etti…
Depresyonu ilaç almadan yenmek mümkün olabilecek. Fransız klinik psikiyatri profesörü David Servan -Schreiber’e göre bu ‘koşmak’la mümkün. Depresyona giren birçok insanı inceleyen Sınır Tanımayan Doktorlar üyesi Servan – Schreiber, stresle ilgili birçok rahatsızlığın ilaç veya terapi gerektirmeden tedavi edilebileceğini belirterek, “Yalnızca koşmak gibi fiziksel aktiviteler bile depresif yapıyı ortadan kaldırır” dedi.
Meditasyon daha iyi
“Depresyon, karanlık ve kötümser düşüncelerle bağlantılıdır” diyen Servan – Schreiber, anti – depresan ilaçlar kullanmak yerine nefes alma egzersizleri, meditasyon ve akupunkturun da çok ileri olmayan depresyona karşı iyi geleceğini söyledi. Fransız Le Monde gazetesi tarafından “yeni tıbbın gurusu” ilan edilen Servan – Schreiber, doğal yöntemlerle tedaviyi seçmeyi tavsiye etti.
Estetik gözkapağı ameliyatı
Estetik gözkapağı ameliyatı nedir? Yaş ilerledikçe, yerçekiminin de etkisi ile kaşlarda, üst ve alt göz kapaklarında sarkıklık ve bununla birlikte özellikle alt göz kapaklarında yağ dokularının hacminin artması ve fıtıklaşması ile torbalanma olabilir. Bu, görünüm bozukluğuna neden olması yanında, sarkık haldeki üst göz kapaklarının gözün önünü kapatması ile kişinin görmesini engelleyebilir. Estetik göz kapağı ameliyatı ile fazla deri ve fıtıklaşmış yağ dokusu vücuttan uzaklaştırılır, bu şekilde hem güzel bir görünüm elde edilir hem de kişinin rahat görmesi sağlanmış olur. Üst göz kapağında kapak boyunca iz kalır. Ancak bu iz kapak kıvrımına uydurulacağı için sadece çok yakından bakıldığında görülebilir haldedir. Alt kapakta ise kirpiklerin hemen altında bir iz kalır, izin devamı yan tarafta normal deri çizgisi gibi durur. Göz kapakları insan vücudunun en az iz bırakan bölgesidir.
Kimler bu ameliyat için iyi bir adaydır?
Genellikle 30 yaş üzeri, üst ve alt gözkapaklarında sarkma ve torbalaşma meydana gelmeye başlamış, başka sağlık problemi olmayan kişiler bu ameliyat için adaydır.
Ameliyat? http://www.kadinca.net
Ameliyat hastane koşullarında, anestezi uzmanının gözetiminde ve ameliyathanede yapılır. Lokal anestezi ve intravenöz sedasyon (Damar yolu ile uyutma) yöntemi tercih edilir. Hastanın mevcut şikayetlerine göre sadece üst, veya alt kapaklar ya da hem alt ve üst kapaklar aynı anda ameliyat edilebilir. Ameliyat ortalama 1-1.5 saat sürer. Aynı gün eve çıkmak mümkündür.
Ameliyat sonrası? http://www.kadinca.net
Ameliyat sonrası erken dönem genellikle rahat geçer. Göz etrafında şişlik ve morarma olabilir. Gözlerde kuruluk, yanma hissi, görme bulanıklığı ortaya çıkabilir. Gözyaşı artabilir, gözler ışıktan bir süre rahatsız olabilir.Hasta ilk günlerde gözünü tam olarak kapatamayabilir. Bunlar ilk hafta içinde kendiliğinden geçen beklenen olaylardır. Dikişler 3-5 gün sonra alınır.
Yard. Doç. Dr. Ömer BUHŞEM
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
KuLak TemizLeme ÇubukLarına Dikkat..
KuLak TemizLeme ÇubukLarına Dikkat..
DİYARBAKIR (İHA) – Akademi Kulak Burun Boğaz Hastanesi doktorlarından Mehmet Akdağ, kulak kirinin kulağı korumakla görevli normal bir sıvı olarak kabul edilmesi gerektiğini kaydederek, temizleme çubuklarının kulak zarını zedeleyerek işitme kaybına kadar tehlikeli sonuçlara yol açabildiğini söyledi.
Dr. Akdağ, kulak kirinin miktarının kişiden kişiye değiştiğini belirterek, “Kulak kirinin az üretilmesi enfeksiyon riskini arttırırken, fazla üretilmesi ise tıkaç oluşumu ve buna bağlı işitme kaybına yol açar. Normalde kulak kiri, dış kulak yoluyla kıllar tarafından taşınarak vücut dışına atılıyor. Kulak temizleme çubukları ve benzeri cisimlerle kulak temizleme alışkanlığı olan kişilerde ise bu mekanizma bozuluyor. Pamuklu kulak temizleme çubukları kulak kanalındaki salgıları zara doğru ittiği gibi aynı zamanda zarı zedeleyerek işitme kaybına kadar tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Kulak kanalındaki sarı-kahverengi asidik salgı mikrop üremesini engelliyor” dedi.
Kulağın dış kısmını havlu veya mendille temizlemenin yeterli olacağını kaydeden Dr. Mehmet Akdağ, “Dış kulak yolu girişini pamuk veya havluyla temizleyebilirsiniz. Tozlu ortamlarda çalışanlar, kulak tıpaları kullanabilir ve böylece dış kulak yoluna toz kaçmasını önleyebilir. Eğer kulak zarınız yırtık ya da delik değilse haftada bir kez banyo öncesi birkaç damla gliserin damlatılabilir” dedi.
Diş Beyazlatma…
Beyaz dişler sağlıklı ,temiz ve bakımlı kişiliğin simgesidir. Zaman geçtikçe dişleriniz belli derecelerde sararmaya başlar. Tabi ki içtiğiniz çay, kahve, sigara, kırmızı şarap renk değişimini hızlandırır.
Diş beyazlatma için çok değişik ürünler mevcuttur. Günümüzde beyaz dişlere kavuşmak muayene ortamında 1 saat içinde mümkün olmaktadır. Bunun için ışık kaynağına sahip bir kaç sistem mevcuttur. Işık kaynağı kullanılmasının amacı beyazlatma maddesi içindeki hidrojen peroksidi active etmek ve işlem süresini kısaltmaktır. Bu ışık kaynakları şunlardır:
1- Normal ışıklı dolgu cihazıyla yapılabilir. Işık kaynağı kompozit ve bondingleri dondurmak için kullanılan cihazdır. Işık gücü düşüktür. İleri derecedeki renklenmelerde seans sayısı artırılarak (bazen 3-4 seans) sonuç alınabilir. Pratik cihazlar değildirler.
2- Laser
Günümüzde lazerli cihazlarla da ağartma yapılabilmektedir. Ancak şu ana kadar diş beyazlatmada kullanılan ADA (American Dental Association) tarafından onaylanan bir lazer cihazı yoktur.
Yalnız birçok kullanılan ışık kaynakları lazer diye ifade edilmektedir. Bu ifadeler yanlış ve yanıltıcıdır.
3- LED ışıklı cihazları
Işığın gücü ağartma işlemi için yeterlidir. Piyasada birçok ürün mevcuttur. İstenilen sonuçlar alınır. ADA tarafından onaylanmışlardır.
4- Plazma arc teknoloji
Işık gücü LED cihazlarından daha fazladır. Dolayısıyla daha kısa sürede ve daha etkin sonuç alınır. En son gelişmiş cihazlardır. ADA tarafından onayları bulunmaktadır. Bu onaylar güvenlik ve etkinlik bakımından alınmışlardır.
İç ÇamaşırLarınızı ALdığınızda Giymeden Önce Lütfen Yıkayınız !
İç ÇamaşırLarınızı ALdığınızda Giymeden Önce Lütfen Yıkayınız !


İÇ CAMAŞIRINIZI ALDIGINIZDA GIYMEDEN ONCE LUTFEN YIKAYINIZ
Bu gördüğünüz (ekteki foto) birçok uzakdoğu ülkeLerinde yaşayan
bir sinek türünün LarvaLarı yani yavruLarıdır…DoğdukLarı anda
karınLar çok aç oLurlar..Derinizin aLtına girdikLeri anda karınLarını
doyurmaya başLarLar.. Sizin vücudunuz bir ziyafet sofrasıdır onun için
dikkatLi olun… Antropoloji uzmani Susan McKimley, Guney
Amerikada gercekLestirdigi bir sergisinden dondukten sonra gogsundeki bazi
deLikLer dikkatini cekiyor ve doktora gidiyor. Ne oLdugu anLasiLmadigi
gibi Antibiotic veriLiyor ve zamanLa bu deLikLerin kapanacagi
soyLeniyor. Goguste sisme , dayaniLmayacak agriLar ve kanama basLayinca
uzmana gitmeye karar verir ve o randevuda hayatini degistirecek cok
onemLi bir durumLa karsi karsiya oLdugunu anLar (orijinaLde bunun ne
oLdugu belirtiLmemis) Burada vermeye caListiklari mesaj (ozellikle
IngiLterede yasayanlar icin-(bence herkes icin gecerLi), giydigimiz
ic camasirLari dunyanin bircok degisik uLkesinde yapiLiyor oLmasıdır ve bizim
eLimize uLasmadan once ; paketLeme sirasinda, paketlerde beklerken yada uretim
sirasinda kac eL degistirip neLere ve nasiL parazitLere maruz kaLdigini
biLmiyoruz, yeni aLdiginiz camasirLari yikamadan once giymeyin..
Satin aLdigimizda camasirLarin icinde hangi parazitLerin sakLi oldugunu biLmiyoruz..
Yüz Körlüğü (Prosopagnosia)

Beynimizin, gördügümüz birini temel özelliklerine, rengine, boyutuna göre ayirip kimliklestirebilen böylece o kisiyi tekrar gördügümüzde tanimamizi saglayan bir bölüm var. Birini görüyorsunuz, beyniniz o kisinin temel özelliklerini kaydediyor, o kisiyi tekrar gördügünüzde daha önceden kaydedilmis bilgilere dayanarak hemen taniyor.
Peki ya beyninizin bu bölümü hasarliysa? Buna “yüz körlügü” (prosopagnosia) deniyor. Yüz körlügü bir kisinin yüzünü daha önceden görmüs olup, tekrar gördügünde o yüzü hic kimseyle iliskilendirememe durumudur. Hastalik iki sekilde olusabilir; birincisi dogustan itibaren (genetik) olan yüz körlügü ikincisi ise sonradan beynin felc gibi nedenlerden dolayi hasar görmesinden dolayi ortaya cikan yüz körlügüdür.
Hastaligin ilk asamalarinda, hasta 1 saat önce gördügü bir insani tekrar gördügünde ve kisi hastaya selam verdiginde kim oldugunu cikaramaz. Ileri vakalarda ise hastanin kendi yüzünü taniyamamasi gibi durumlar oluyor.
Hasta zaman zaman yüzünü, bedenini unuttugu krizler geciriyor ve durum aynada gördügü yüzün kendi yüzü olmadigi düsüncesine kapilma gibi korkunc sonuclara varabiliyor.
Yüz körlügü hastalarinin en büyük korkusu kalablik ortamlarda bulunmak ve kalabalik caddelerde gezmek. Cünkü gördükleri bütün yüzler yabanci ve tanimlanamaz gelir onlara.
Prosopagnosia cocuklarda da görülebilen bir hastaliktir. Genelde ilk önce cocugun göz kontagi kuramamasi dikkat ceker. Insanlarin yüzüne bakmak istemez cünkü onlari birkac dakika sonra unutur. Veya hic tanimlayamaz. Aynada yüzlerini gördüklerinde kendileriyle bir iliski kuramazlar, o yüz onlara yabanci gelir, baska birinin yüzü oldugunu onlarin yüzü olmadigini düsünürler ve bazi durumlarda krize girerler. Yetiskinler göz kontagi kurmak zorunda olduklari konusunda kendilerini sartlamislardir ve bu yüzden bir yetiskinin cocuklardaki gibi prosopagnosia olup olmadigi göz kontagi kurup kurumadigiyla iliskili degildir cünkü cevresindekilerin konusma esnasinda gözlerine bakmasini beklediklerini bilirler.
Yüz körlügü olan kisi kendince farkli teknikler gelistirir. Insanlari giysilerinden, sac renginden, sesinden, onunla özdeslesmis hareketlerinden tanimaya calisirlar. Dolayisiyla hastanin her gün bulundugu ortama alisma zamani, hastanin o ortamda bulunanlari belli kriterlere göre ayirip seslerine, giysilerine, saclarina göre kimliklendirmesiyle orantilidir. Cevresindekileri bu tür özelliklerle göre kimliklendirme süreci ise uzun sürebilir. Her zaman sac renginden tanidigi biri, bir gün sacinin rengini degistirdiyse onu tanimasi imkansizlasabilir.
Prosopagnosia hastaligi olan birkac kisiye ait epizotlar;
“Bir gün kiz kardesimi taniyamayacagim hic aklima gelmemisti. Ama oldu! Oglumla bisiklet sürmeye cikmistik. Henüz cok uzun süre bisiklet sürmeye alisik olmadigi icin gözüm sürekli üzerindeydi. Tabi ki o esnada karsidan gelen kadini görmüstüm. Eger yanimiza gelip selam vermeseydi gecip giderdim. Konusmaya basladiginda hemen sesinden kardesim oldugunu tanidim. Bunda kardesimle cok az iletisimim olmasinin, senede sadece iki kere görüsüyor olmamizin payi var mi bilmiyorum ama bu zamana kadar kardesimin yüzünün bana bu kadar yabanci gelecegini hic düsünmemistim. ”
“Ben seslere ve hareketlere bagli yasamak zorunda olan biriyim. Beni hayrete düsüren gördügüm bir kadini o an tasvir edebilmem, bir kagida resmedebilmem ama tekrar gördügümde onu taniyamamdir
Gelecek Nesiller Ölüyor…
Kendilerinin ve çocuklarının yemek yeme alışkanlıklarının yarattığı tehlikeyi görmezden gelen birçok Amerikalıya çekici gelmeyecektir. Çoğu kişi, hastalıklara neden olan yiyeceklerii yemeye devam edebilmek için her şeyi yapacak ve bu aradada sağlıklarını feda edeceklerdir. Biçok Amerikalı tüketici, diyetleri hakkındaki tehlikeleri bilmemeyi tercih ederler, çünkü aldıkları zevke müdahale edilmesini istemezler. Bu kitap o kişiler için yazılmamıştır…
Eğer zevk aldığınız bir şeyden vazgeçmeniz gerekiyorsa, bilinçaltınız katı gerçekleri görmezden gelmeyi tercih eder ya da mantıksız görüşleri savunur. Birçok kişi sağlıksız yeme alışkanlıklarını inançla savunmaktadır. Diğerleri ise öyle olmadığı halde, ”Ben zaten sağlıklı bir diyet izliyorum,”derler.
Değişime karşı genel bi direnç vardır. Sağlıklı yeme şekilleri ve beslenmede mükemmelliğe erişmenin bilimsel önemi bize çocukken öğretilseydi her şey çok kolay olurdu. Ne yazık ki günümüzde çocuklar her zamankinden daha kötü bir şekilde beslenmektedirler.
Amerikalıların çoğu, çocuklarını besledikleri diyetlerin uzun vadede kanser olma riskini artırdığından habersizdirler.Fastfood türü yiyeceklerin, çocuklarının sigara içmesine izin vermeleri kadar risk taşıdığını bile bilmemektedirler.
1992′de yapılan Bogalusa Kalp Araştırması, çocukların ve ergen gençlerin çoğunda yağ plaka ve şeritlerinin mevcudiyetini (aterosklerozun başlangıcı) onaylamıştır.
Sosyal açıdan kabul edilebilir olmadığı için çocuklarınızın bir masanın çevresinde oturup puro ve viski içmelerine izin vermezsiniz ama onların düzenli olarak kola, trans yağlarda pişirilmiş kızartmalar ve çizburger yemelerine izin vermek sizi rahatsız etmez. Birçok çocuk günlük olarak donat, kurabiye, kek ve şeker tüketmektedir. Bu çeşit yiyecekleri tüketmenin, sinsi ve yavaş bir şekilde çocukların genetik potansiyelini mahvettiğini ve ciddi hastalıkların oluşmasına neden olduğunu anlamak ebeveynler için zordur.
Ülkemizdeki çocukların ortalama ağırlığı ve çocukluk obezitesine rastlanma sıklığı bu kadar artmışken, gelecek neslin sağlığı ve mutluluğu konusunda olumlu düşünmek gerçekçi değildir. En çarpıcı sonuçlar, kaza sonucu ölmüş çocuklar üzerinde otopsilerin yapıldığı 1992 Bogalusa Kalp Araştırmasında ortaya çıkmıştır. Araştırma, çocukların ve ergen gençlerin çoğunda yağ plakaları ve şeritlerinin olduğunu (ateros/klerozun başlangıcı) göstermiştir! Araştırmacıların vardığı sonuç şudur: “Erken yaşlarda kardiyolojik önlemler alınması gerekmektedir.” Sanırım ”kardiyolojik önlemler” demekle sağlıklı yemek yemek kastediliyor.
New England Journal ofMedicine dergisinde yayımlanan bir başka güncel otopsi çalışması da, yirmi bir ve otuz dokuz yaşları arasındaki yetişkinlerin yüzde 85′inden fazlasının koroner arterlerinde daha şimdiden aterosklerotik değişiklikler olduğunu bulmuştur. Yağ şeritleri ve lifli plakalar koroner arterlerin birçok bölümünü kaplamıştır. Abur cubur yemenin sağlıklı olmadığını herkes bilmektedir, acak çok az kimse bunun ciddi, hayatı tehdit eden bir hastalığa neden olacağını anlamaktadır. Çocukken yediğimiz yiyeceklerin gelecekteki sağlığımız üzerinde güçlü bir etkisi olduğu açıktır.
Çocukluktaki diyetin ilerdeki yıllarda bazı kanserlerin oluşumunda, yetişkinlikte yenilen diyetlere göre daha güçlü bi etkisi olduğuna dair bulgular vardır.
Günümüzde okul çocuklarının yüzde 25′inin obez olduğu tahmin edilmektedir. Erken yaşlardaki obezite, yetişkinlikte de obeziteye neden olmaktadır. Aşın kilolu bir çocuk daha erken yaşlarda kalp hastalığına yakalanır. Ölümle ilgili verilere göre, yetişkinliğin başlannda aşırı kilolu olmak, yetişkinliğin sonraki yıllannda aşın kilolu olmaktan daha tehlikelidir
Dondurma ve Buzlu Yiyeceklerin Tüketimi İle İlgili Bilinmesi Gerekenler
Sıca k yaz günlerinin gelişiyle birlikte başta dondurma olmak üzere buzlu gıdaların tüketimi de artmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme için her gün tüketilmesi gereken süt ve süt ürünleri grubunda yer alan dondurma; protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, B, C, D, E vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineralleri içerir. Dondurmanın temel yapımında sütün yanı sıra şeker, çeşitli meyveler, çikolata, kakao, fındık, fıstık, karamel vb, glikoz şurubu, bitkisel yağ, süt yağı, sahlep, kıvam vericiler, doğal ve doğala özdeş aromalar da bulunabilmektedir. Ancak sağlıklı bir dondurma ve buzlu gıda üretiminde kullanılan bu tür katkı maddeleri Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından izin verilen Türk Gıda Kodeksine uygun katkı maddelerini içermelidir…..
Dondurma her ne kadar besleyici değeri yüksek bir gıda olsa da sağlıklı koşullarda üretilmemiş veya saklanmamış dondurmalar sağlığı tehdit eder hale gelebilir. Bu nedenle sağlık koşullarına uygun ortamda üretilen, gerektiği şekilde korunan ve sağlıklı ambalajlarda satışa sunulan dondurmalar ve buzlu içecekler tüketilmeli; bu tür besinler güvenilir olmayan yerlerden satın alınmamalıdır…..
Peki, dondurmayı tüketirken nelere dikkat etmeliyiz?
Dondurma tüketirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sağlıklı ve hijyenik şartlarda hazırlanmış dondurmanın tüketilmesidir. Bunun için de dondurmanın pastörize sütten yapılması ve hijyenik koşullarda üretilmesi çok önemlidir. Süt, mikroorganizmaların üremesi için çok iyi bir ortamdır. Sağlıksız koşullarda üretilen dondurmada bakteriler kolaylıkla üreyebilir ve zevkle yediğimiz dondurma sağlığı bozucu hale gelebilir. Bu nedenle özellikle açıkta satılan dondurmalar ve buzlu içecekler satın alınırken dikkatli olunmalı, güvenilir olmayan yerlerden, sokak satıcılarından dondurma satın alınmamalıdır. Paketlenmiş dondurmalar ve buzlu gıdalarda ise paket üzerindeki etiket okunmalı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı üretim/ithalat izninin olup olmadığına, son kullanma tarihine dikkat edilmeli, izinsiz ve/veya son kullanma tarihi geçmiş ürünler asla satın alınmamalıdır. Ayrıca bu tür gıdaların servis edildiği soğutucunun yeterli soğuklukta ve çalışıyor durumda olması da göz ardı edilmemelidir……
Panik bozukluklar
Panik bozuklukta, bozukluktan muzdarip kişi, belirgin bir sebep olmaksızın, ani, şiddetli korku ve anksiyete atakları yaşar. Ataklar günde birkaç kere vuku bulabilir. Panik bozukluk, her ne kadar sebebi bilinmiyorsa da oldukça yaygındır. Her ne kadar yaşamın herhangi bir döneminde gelebilse de, ilk atak genellikle, kişi 20 ila 30 yaşları arasındayken vuku bulur.
Kişisel kayıplar, önemli değişiklikler, ve hastalık; panik bozukluk için genellikle sahneyi hazırlar. Bazı kişilerde, panik atakların, kalabalıkta ve kapalı ortamlarda vuku bulması daha muhtemeldir.
Erkeklere oranla kadınların bu bozukluktan muzdarip olma ihtimali iki ila üç misli daha fazladır. Bir panik atak vuku bulduğu zaman, beynin limbik sistemindeki özel bir bölge, aniden çok aktif hale dönüşür ve yüksek miktarlarda besleyici maddeye (şeker ve oksijen gibi) gereksinim duyar.
Semptomlar
Psikiyatri uzmanları, panik bozukluğu tanımlamak üzere, aşağıdaki kriterleri geliştirmiştir:
■ Aralıklı ve beklenmedik, ani şiddetli korku veya anksiyete ve bunlar esnasında, aşağıda belirtilen semptomların en az dördünün ani bir şekilde vuku bulması, 10 dakika içinde bir zirveye ulaşması ve 30 ila 60 dakika arasında dinmesi: Küt küt atan nabız, terleme, titreme, solunum zorluğu, boğulma hissi, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, ölüm korkusu, delirme korkusu, uyuşukluk veya karıncalanma, üşüme ya da sıcak basması.
■ Diğer bir panik atak geçireceğine dair sabit endişe hali
■ Belli durumlardan kaçınma ya da alkol veya diğer maddelere bağımlı olmaya başlamak gibi dikkate değer davranış değişiklikleri.
Paniğin semptomları, hipertiroit, ya da pheoch-romocytoma gibi, bazı diğer hastalıklannkine benzediği için, doktorunuz diğer mümkün sebepleri elemek zorundadır. Panik bozukluk semptomları olan kişiler, kalp sorunu gibi bir fiziksel hastalığı olduğundan korkabilir ve bir teşhis olmaksızın pek çok doktor gezebilir. Bu esnada, hipokondriye (Merak hastası) tutulmuş oldukları zannedilebilir ve doğru tedaviyi alamayabilirler. Panik bozukluğu olan kişiler arasında intihar oranı yüksek olup, bu durum, bu hastalığın teşhis ve tedavisini özellikle önemli kılar.
Tedavi Seçenekleri
Birlikte uygulandığında, ilaçlar ve psikoterapi etkili olabilir; tedavi görenlerin yüzde 80 ila 90′ında semptomlar tamamen ferahlamaktadır. Doktorunuz, başlangıçta, korku ve panik ataklarının üstesinden gelmenize yardımcı olmak üzere, bir antianksiyete ilacı tavsiye edebilir. Heterosiklik antidepresanlar ve selective serotonin reuptake inhibitörleri de diğer faydalı ilaçlardır.
Gevşeme teknikleri, biyolojik geri besleme, destek terapisi ve bilişsel terapi , panik bozuklukların tedavisinde sıklıkla kullanılır.

