Kanser Nedir?

28 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Kategorilenmemiş

Kanser, DNA’nın hasarı ile hücrelerin programdan çıkması sonucu hücrelerin kontrolsüz bir şekide veya anormal bi şekilde büyümesi ve çogalmsı sonucu oluşan genetik bir hastaliktir.Günde vücudumuzda(DAN’da) yaklaşik 10 bin mutasyon olmaktadır ama kanser olmadıgımızın sebebi ise immün sistemimizin her milisaniyede vücudumuzun taraması ve kanserli hücreleri yok etmesidir…

Kanser vücut hücrelerinin kontrolsüz şekilde üreyerek komşu dokuları işgal etmesi (invazyon) veya kaynağını aldığı organdan daha uzak bir yere kan-lenf yoluyla yayılması (metastaz) ile oluşan bir hastalıktır. Hücreler DNA replikasyonları esnasında meydana gelen bozulmalar nedeniyle yapı değiştitirler. Normal vucut hücre ve dokuları, orijinal büyüklük ve yapılarını korurken kanser hücreleri saldırgan bir tablo çizerler.

Kanser potansiyeli olan hücrelerin en önemli özelliği “onkogen” içermesi yani bulunduğu dokudan tamamen farklı bir yeni bir hücre olacak şekilde bozulma potansiyeli olmasıdır. Bu hücreler kanser dönüşümünü tamamladığında, alınan patoloji örneklerinde bu hücrelerin kökenini tanımlamak neredeyse imkansızdır.

Bir kanser hücresi oluştuğunda vücudun bağışıklık sistemi bu yabancı hücreyi tanır ve parçalar. Bu sayede vücutta oluşan binlerce kanser hücresi bağışıklık sistemi tarafından yok edilir. Her hücrede, onkogenlerin aktivasyonunu baskılayan antionkogenler (Tümör Baskılayıcı Gen) bulunmaktadır. Antionkogenlerin kaybolması veya inaktive olması durumunda onkogen aktivitesine izin verilmiş olur. Bunu da kanserin oluşumu izler. Vucutta mutasyona uğrayan hücrelerin ancak çok küçük bir kısmı kansere yol açar. Bunun bir çok nedeni vardır:

*Mutasyon gösteren hücrelerin yaşama kabiliyetleri normal hücrelere göre daha azdır. bu yüzden ölürler.

*Mutasyon gösteren hücrelerin pek çoğunda bile hala aşırı büyümeyi önleyen normal feedback kontrol mekanizması (”Tümör baskılayıcı genler”) bulunur. Bu yüzden hayatta kalabilen mutant hücrelerin çok azı kanserli hücreye dönüşür.

*Sıklıkla, kanser potansiyeli taşıyan bu hücreler büyüyüp kanser oluşturmadan önce vucudun bağışıklık sistemi tarafından yok edilirler.

Bu olay ise şöyle açıklanmaktadır:

Mutant hücrelerin çoğu değişikliğe uğramış genleri nedeniyle kendi içlerinde anormal protein oluştururlar..Bu anormal proteinler vucudun bağışıklık sistemini uyararak antikor yapımına veya kanserli hücreye karşı duyarlılık kazanmış lenfositlerin oluşmasına neden olarak kanserli hücrenin yok edilmesini sağlarlar. ( Bu olayı destekleyen bir gerçek de organ trasnplantasyonu nedeniyle immünsupresif tedavi gören hastalarda kanser riskinin beş kat artmasıdır.
Bağışıklık sisteminin etkinliğini bozan durumlar kanseri hazırlayıcı etmenler (predispozan) olarak bilinir. Bağışıklık sistemi tarafından yok edilemiş olan bu hücreler konrolsüz biçimde üreyerek bulundukları dokuyu işgal ederler. Sadece o dokuyla sınırlı kalmayıp komşu dokulara da yayılırlar(invazyon). Kan ve lenf dolaşımı yoluyla vucudun ilgisiz bölgelerine de taşınabilirler. (metastaz)

Kanser başlangıcı olan alanda enönemli özellik kitlenin çevre dokulara girift, yapışık olmasıdır. İyi huylu (benign) tümörler genellikle sınırları belirgin kitlelerdir. Ancak kötü huylu (malign) tümörler sınırları belirsiz ve çevre dokuya sıkıca yapışık halde bulunurlar. İlke evrelerde genellikle ağrısızdırlar.

Kanser oluştuğu yani köken aldığı dokuya göre isimlendirilir.

Kanser hücreleri civarlarındaki dokulara ulaşarak, kandolaşımı, lenf sistemi ya da vücut boşlukları ve yüzeyleri yollarıyla vücudun diğer taraflarına yayılırlar. Buna metastaz denir.
Vücudumuzda kontrolsuz olarak büyüyen kötü huylu tümörlere kanser denir. Kanserler iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki kısma ayrılır. Kötü huylu tümörler başka dokulara ve organlara yayılma  özelliği gösterirler.

SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ

24 Temmuz 2009 Yazan admin  
Kategori Saglik

Sağlıklı olmak, insan mutluluğunun öncelik taşıyan bir öğesidir. Sağlık genellikle kendiliğinden var olan bir durum olarak algılanır. Oysa sağlıklı olma uğrunda çaba gösterilmesi gerekir. Hatta bugünkü bilgilerimiz bize bu uğraşın daha doğum öncesi dönemde başlaması gerektiğini göstermektedir. Doğal olarak bu aşamada yapılması gerekenler, anne ve babalara düşmektedir. Olaya nesillerin sağlığı olarak bakıldığında, sağlığın ve sağlıksızlığın nesiller boyunca aktarılabileceği görülür. Anne ve babalar genetik özelliklerinin yanı sıra kendi sağlıklarına gösterdikleri özenle bebeklerine sağlık aktarabileceklerini bilmelidirler.  

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük yaşamımızda  uygulamamız gereken küçük ve kolay çabalardan oluşur. Nerede olursa olsun günlük yaşamı düzenleyen bazı temel kuralların bilinerek uygulanması, sağlığın korunmasını ve diğer bireylerle paylaştığımız yaşamı kolaylaştırır. Bu kurallardan en önemli bazıları temizlik, sağlıklı beslenme, bedensel ve zihinsel çalışma, düzenli yaşam, sigara, alkol, uyarıcı ve uyuşturucu maddelerden uzak durma, kazalardan korunma, sorunlarla başa çıkmada doğru ve uygun yöntemler kullanmadır.  

Çoğunlukla günlük çabalarda hedefin mutluluk olduğu varsayılır. Oysa altta yatan asıl neden güvenlik duygusudur.  Çünkü hayatta kalmayı sağlayan en ilkel dürtü korkudur ve güvenlik duygusu korkunun yatıştırılmasıyla ortaya çıkar. Kendimizi güvende hissedebilmemizin ilk koşulu ise bilmektir. Ancak bildiğimiz şeyi, bildiğimiz kadarı ile kontrol edebiliriz. İkinci basamaksa bilginin eyleme dökülmesidir. Bilgimizi davranışımıza yansıtamıyorsak bu bilgi bizim için huzursuzluk kaynağı olmaktan öteye geçemez. Bir sonraki aşama ise paylaşarak çoğaltma, yandaş oluşturmadır. Bunun için bilgimize dayanan doğru bulduğumuz davranışı kurallaştırmaya çalışırız. Toplum içindeki pek çok kural bu yolla oluşmuştur. Zaman içinde altta yatan bilgi evrimleştikçe kurallar da değişecektir. 

Bugün sağlıklı yaşam için bilinmesi gereken başlıca kurallar şunlardır:

   I.       TEMİZLİK

            A.   HİJYEN NEDİR, NE ÖNEMİ VARDIR? 

            B.   CİLT TEMİZLİĞİ

C.   SAÇ TEMİZLİĞİ VE BAKIMI

 

D.   YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ

 

E.   AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

1.   Diş Çürümesi

2.   Diş Eti Hastalıkları

3.   Dişlerin Gelişim Bozuklukları

4.   Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?

5.   Diş Fırçalama Tekniği

6.   Diş İpi Kullanımı

            F.   MEMELERİN BAKIMI 

G. CİNSEL BÖLGENİN TEMİZLİĞİ

1.   Adet Döneminde Temizlik ve Bakım Nasıl Yapılmalıdır?

2.   Tuvalet Sonrası Beden Temizliği   

            H. EL VE TIRNAK TEMİZLİĞİ VE BAKIMI

İ.  AYAK TEMİZLİĞİ 

J.  BANYO YAPMA

Cinsel İlişki Sonrası Temizlik

  

   II.      SAĞLIKLI GİYİNME

  III.    ORTAMIN TEMİZLİĞİ VE BAKIMI

            A. FARKLI ORTAMLARIN TEMİZLİK ÖZELLİKLERİ

1.   Yerler ve Yüzeyler

2.   Buzdolabı

3.   Lavabo ve Tuvaletler

 B. YİYECEK VE İÇECEKLERİN TEMİZLİĞİ           

C. BESİNLERLE İLGİLİ HİJYEN KURALLARI 

D. MUTFAKLA İLGİLİ HİJYEN KURALLARI  

E. ATIKLAR

  

   IV.    BESLENME

    V.    HAREKETLİ YAŞAM

   VI.    DÜZENLİ YAŞAM VE UYKU 

  VII.    ÇALIŞMA ORTAMI 

  VIII.   GÜNLÜK YAŞAMDA STRESLERLE BAŞA ÇIKMA

    IX.   ZAMAN YÖNETİMİ 

     X.   SİGARA, ALKOL, MADDE KULLANIMI

1.      Bağımlılık Nedir?

2.      İradesiz Kişiler mi Bağımlı Olur?

3.      Ne Kadar Alkol İçmek Risklidir?

4.      Esrar, Bağımlılık Yapar mı?

5.      Ecstasy Bağımlılık Yapar mı?

6.      Uyuşturucu Bazı Ülkelerde Serbest mi?

7.      Ara Sıra Kullanmak Zararlı mıdır?

8.      Herkes Uyuşturucu Kullanıyor ve Onlara Bir Şey Olmuyor! (mu?)

9.      Arkadaşımın Uyuşturucu Kullanması Beni Etkiler mi?

10.  Uyuşturucu Sadece Kullanan Kişiye mi Zarar Verir?

Gelecek Nesiller Ölüyor…

30 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori Saglik

Kendilerinin ve çocuklarının yemek yeme alışkanlıklarının yarattığı tehlikeyi görmezden gelen birçok Amerikalıya çekici gelmeyecektir. Çoğu kişi, hastalıklara neden olan yiyeceklerii yemeye devam edebilmek için her şeyi yapacak ve bu aradada sağlıklarını feda edeceklerdir. Biçok   Amerikalı tüketici, di­yetleri hakkındaki tehlikeleri bilmemeyi tercih ederler, çünkü aldıkları zevke müdahale edilmesini istemezler. Bu kitap o kişiler için yazılmamıştır…

Eğer zevk aldığınız bir şeyden vazgeçmeniz gerekiyorsa, bilinçaltınız katı gerçekleri görmezden gelmeyi tercih eder ya da mantıksız görüşleri savunur. Birçok kişi sağlıksız yeme alışkanlıklarını inançla savunmaktadır. Diğerleri ise öyle olma­dığı halde, ”Ben zaten sağlıklı bir diyet izliyorum,”derler.

Değişime karşı genel bi direnç vardır. Sağlıklı yeme şekil­leri ve beslenmede mükemmelliğe erişmenin bilimsel önemi bize çocukken öğretilseydi her şey çok kolay olurdu. Ne yazık ki günümüzde çocuklar her zamankinden daha kötü bir şekilde beslenmektedirler.

Amerikalıların çoğu, çocuklarını besledikleri diyetlerin uzun vadede kanser olma riskini artırdığından habersizdirler.Fastfood türü yiyeceklerin, çocuklarının sigara içmesine izin vermeleri kadar risk taşıdığını bile bilme­mektedirler.

1992′de yapılan Bogalusa Kalp Araştırması, çocukların ve ergen gençlerin çoğunda yağ plaka ve şeritlerinin mevcudiyetini (aterosklerozun başlangıcı) onaylamıştır.

Sosyal açıdan kabul edilebilir olmadığı için çocuklarınızın bir masanın çevresinde oturup puro ve viski içmelerine izin vermezsiniz ama onların düzenli olarak kola, trans yağlarda pişirilmiş kızartmalar ve çizburger yemelerine izin vermek sizi rahatsız etmez. Birçok çocuk günlük olarak donat, kurabiye, kek ve şeker tüketmektedir. Bu çeşit yiyecekleri tüketmenin, sinsi ve yavaş bir şekilde çocukların genetik potansiyelini mahvettiğini ve ciddi hastalıkların oluşmasına neden olduğunu anlamak ebeveynler için zordur.

Ülkemizdeki çocukların ortalama ağırlığı ve çocukluk obezitesine rastlanma sıklığı bu kadar artmışken, gelecek neslin sağlığı ve mutluluğu konusunda olumlu düşünmek ger­çekçi değildir. En çarpıcı sonuçlar, kaza sonucu ölmüş çocuk­lar üzerinde otopsilerin yapıldığı 1992 Bogalusa Kalp Araştır­masında ortaya çıkmıştır. Araştırma, çocukların ve ergen genç­lerin çoğunda yağ plakaları ve şeritlerinin olduğunu (ateros/klerozun başlangıcı) göstermiştir! Araştırmacıların vardığı sonuç şudur: “Erken yaşlarda kardiyolojik önlemler alınması gerekmektedir.” Sanırım ”kardiyolojik önlemler” demekle sağlıklı yemek yemek kastediliyor.

New England Journal ofMedicine dergisinde yayımlanan bir başka güncel otopsi çalışması da, yirmi bir ve otuz dokuz yaşları arasındaki yetişkinlerin yüzde 85′inden fazlasının koroner arterlerinde daha şimdiden aterosklerotik değişiklikler olduğunu bulmuştur. Yağ şeritleri ve lifli plakalar koroner arterlerin birçok bölümünü kaplamıştır. Abur cubur yemenin sağlıklı olmadığını herkes bilmektedir, acak çok az kimse bunun ciddi, hayatı tehdit eden bir hastalığa neden olacağını anlamaktadır. Çocukken yediğimiz yiyeceklerin gelecekteki sağlığımız üzerinde güçlü bir etkisi olduğu açıktır.

Çocukluktaki diyetin ilerdeki yıllarda bazı kanserlerin oluşumunda, yetişkinlikte yenilen diyetlere göre daha güçlü bi etkisi olduğuna dair bulgular vardır.

Günümüzde okul çocuklarının yüzde 25′inin obez olduğu tahmin edilmektedir. Erken yaşlardaki obezite, yetişkinlikte de obeziteye neden olmaktadır. Aşın kilolu bir çocuk daha erken yaşlarda kalp hastalığına yakalanır. Ölümle ilgili veri­lere göre, yetişkinliğin başlannda aşırı kilolu olmak, yetişkin­liğin sonraki yıllannda aşın kilolu olmaktan daha tehlikelidir